18 Eylül 2018 Salı

Dolunayda Aşk - Nora Roberts


Türü:Romantik
Sayfa Sayısı:456

Arka Kapak Yazısı:Romanın kahramanı Tory Bodeen, doğduğu kasaba olan, Güney Carolina'daki Progress'e on sekiz yıl sonra geri döner. Genç kız, acı dolu geçmişiyle yüzleşme ve sekiz yaşında ufacık bir kızken kaybettiği arkadaşı Hope'un ölümündeki sırrı çözme isteğiyle geri dönmüştür. Arkadaşını öldüren kişiyi bulacak ve bir zamanlar kendisine ihanet etmiş olan kasabayla uzlaşacaktır. Ancak, sahip olduğu psişik güçler Tory'nin dünyayla iletişim kurmasını zorlaştırmakta, bu özelliği içe dönük kişiliği ile birleştiğinde insanların ondan ürkmesine neden olmaktadır. Yine de, hediyelik eşya dükkanını açınca, tüm kasaba halkının ilgi odağı haline gelir. Ölen arkadaşının annesinin nefret dolu tepkilerine rağmen Tory'nin acılarını dindiren de Hope'un ağabeyi Cade olur. İki genç arasında gelişen aşk, genç kızın hayatına bir ışık gibi doğmuştur. Tory inanamadığı bir mutluluk içinde kasabada dostlar edinmeye ve kendine bir hayat kurmaya başlarken, geçmişin hayaletleri geri gelir. Hope'un katili, Tory'nin de peşine düşmüştür...

Yorumum:Yorumlardan dolayı güzel olacağı umuduyla başladığım bir kitap daha.Kalın ve ağır ilerleyen bir kitap bana göre.Nedense kendimi kitaba adapte edemedim içine giremedim bir türlü sıkıla sıkıla sonunu merak ettiğimden katil acaba ki diye düşünerekten okudum.Yazarın Ölüm serisi ile Gelin serisini çok severek okuyorum ama bağımsız bir romanında aynı tadı alamadım.Yarım bırakmayı düşündüm ama katili merak etmiştim.Bu kitaptan önce de Minyatürcü'ye başlamıştım onda da tat alamadım yarım bıraktım.Son zamanlarda okumak için tercih ettiğim kitaplar da mı bende mi bir sıkkınlık var çözemedim.Dolunayda Aşk benim için okumasam da olur dediğim kitaplardan biri seveni çok ama ben beğenemedim ne yazık ki.

Puanım 2/5

8 Eylül 2018 Cumartesi

Ufak Tefek Cinayetler | Dizi Yorumu


Güzel bir cumartesiden herkese merhaba.Geçenlerde Ufak Tefek Cinayetler'i bitirdim.Güncel olarak izlemedim ne değildir nasıl bir şeydir diye de hiç bakmadım baksaydım eğer mutlaka güncel izlermişim.Salı günleri Eşkıya izlediğimden dikkat etmedim belkide.Dizi sezon finaline girdi bende başladım izlemeye.İlk bölümden sağlam bir dizi olacağını hissettirdi dizi.Karakterler süper her bir karakter kendi içinde iyi,kendince planları entrikaları var hepsinin ama bir karakter var ki hep anılan Merve bomba bir karakter Cheesecake yapması bile olay tarz kadının.Diziyi götüren de kendisi aslında o ve onun entrikaları.Komik olan bir iki şey de soruşturma sahneleri özellikle manikürcü kızın sanki karşısında polis yokmuş da beş çayındaymış gibi dedikodu yapması birde öğretmen hanımın şiirsel şeylerle konuları bağlaması.

Dizi ilk bölümlerde gerçekten çok güzeldi kendine bağlıyordu ardı ardına izlettiriyordu ama yirminci bölümlerden sonra bir duraklamaya kendini tekrar etmeye başladı sanki özetlerle filan derken geldim sezon finaline.Sezon finali enfesti çok sağlam olmuş müzikleri,çekimler evet kim öldü öğreniyorsunuz ama onun dışındaki olaylar daha da güzeldi.Banyoda olanlar,şu meşhur pencerenin gösterdiği yatak odasında olanlar çok iyiydi.Sezon finali kalite kokuyordu gerçekten.

Sezon finalinde son sahnesinde hatta kim öldü öğrendik ama kim nasıl öldürdü öğrenemedik onu da bu sezon işleyecekler sanırım.Farklı tatta yerli dizi arayanlara Ufak Tefek Cinayetler'i tavsiye ederim.Ufak bir tavsiye daha Youtube'da bölüm bölüm özel sahneler mevcut ya o şekilde izleyin ya da vpn ile özetleri emin olun hiç bir şey kaçırmıyorsunuz hatta gereksiz sahnelerle boğulmuyorsunuz.Birde izlerken aşağı yorumlara bakarken yorumların cevaplarına bakmayın spoiler olabilir sonra keyfiniz kaçmasın.Herkese mutlu hafta sonları dilerim🍁

5 Eylül 2018 Çarşamba

Fahrenheit 451 - Ray Bradbury

Bilim Kurgu Klasikleri 32 
Türü:Distopya,Bilim Kurgu
Sayfa Sayısı:208

Arka Kapak Yazısı:Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.
Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.

İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?

Yorumum:Uzun zamandır okumak istediğim bir bilim kurgu klasiğini sonunda okudum.Bilim kurgu diye geçiyor ama bence distopya olmaya daha yakın.Konu bakımından daha önce okuduğum kitaplara benzemiyor ve okudukça anlatım ve işleyiş olarak da diğer kitaplara benzemediğini anladım.Kitabın mı desem yazarın mı desem farklı bir dili ve betimleme tarzı var.Birde bölünmemiş kısım az üç bölümden oluşuyor kitap tercihim bunun fazla olması nerede kaldım şuraya kadar okudum olayı için.

Kitapta insanların kitap okudukça daha fazla düşüneceği daha fazla tehlike teşkil edeceğini kitapların birer saçmalık oysa televizyonun çok daha şahane olduğundan bahsediliyor.Geçmiş bir zamanda darbe zamanı ülkemiz buna benzer bir durumu yaşadı.İnsanlar evlerindeki kitapları kontrol etmeye  başladılar şiir kitabı dahi olsa suçlu bulunup gözaltına alındılar.Okumak tehlikelidir, cahil insan mutlu insandır derler ya doğrudur aslında.

Konu bakımından çok çarpıcı güzel insanı zaman zaman sorgulatan bir yanı var kitabın ama dili işte kitabın içine girmenize biraz engel oluyor hep dışarıdan bir yabancı gibi olayları takip etmeye çalışırken buluyorsunuz kendinizi.

Puanım 4/5

24 Ağustos 2018 Cuma

Arrow | Dizi Yorumu



My names is Oliver Queen.After five years on a hellish island... diye başlayan muhteşem replik.Yabancı dizilere çok sardığım dönem altı sene önce güncel başlamıştım bu diziye.Zengin bir ailenin çocuğu olan Oliver Queen yatıyla çıktığı geziden sonra denizde kaybolur ve öldüğü düşünülür.Fakat beş yıl sonra tamamen değişmiş biri olarak evine döner.Tek bir amacı vardır; başına başlığını takıp şehrindeki kötülerin ve yozlaşmışların sonunu getirmek...Ve kimse beş yıl boyunca ne yaptığını neler olduğunu bilmemektedir.Sezonlar boyunca da tam net olarak dile getirilmez.Ara ara flashbackler ile öğreniyoruz neler olduğunu.


Peki ben bu diziyi neden bu kadar çok seviyorum sezon araları bazı bölümler sıkıcı benzer olsa da Felicity Smoak karakterine hayranım,teknolojik aletlerle yaptığı şeylere,bilgisayar dahisi olmasına ve Oliver Queen ile aşklarına.Diğer diziler gibi değil aşkları daha güzel daha gerçekçi en sevdiğim çift diyebilirim.Sevdiğim başka karakterler de var ama onları söylemek istemiyorum spoiler olabilir.Dizilerin de mantığı bu değil mi zaten karakteri sever alışırız onlar için izlemeye devam ederiz.

Dizi fantastik değil ama ilerleyen sezonlarda fantastik ögeler durumlarla karşılaşmak mümkün.Çizgi roman ve süper kahraman dizisi olduğundan bu tip şeylerin olması normal sayılır.Ekimde yeni sezon başlayacak ve diğer sezonlardan çok daha farklı bir sezon izleyeceğimizi düşünüyorum fragman da o sinyalleri veriyor zaten.Yeni sezonlarda görüşmek üzere iyi seyirler.

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Zaman Makinesi - H.G Wells


Bilim Kurgu Klasikleri 
Türü:Bilim kurgu
Sayfa Sayısı:128

Arka Kapak Yazısı:Wells’in ilk olarak okul gazetesinde yayınladığı bir öyküden hareketle kaleme aldığı kısa romanı Zaman Makinesi, 1895’ten beri bilimkurgunun önde gelen eserlerinden biri oldu. Hem geleceği hayal etmek hem de biliminsanının karakterini göstermek adına derin saptamalarda bulunan, politik göndermelerle yüklü bu distopya, hâlâ gerçekleştiremediğimiz bir fantezinin peşinden yıllardır sürüklüyor bizi.

Victoria dönemi Londra’sında yaşayan bir bilim insanı zamanda yolculuk yapmak üzere icat ettiği makineyle geleceğin İngiltere’sini ziyaret eder. Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında yaşadığı macerayı bir dost meclisinde anlatır. Geleceğin dünyası ayrıcalıklı insanların; güzel, narin ve tembel Eloi’ların rahat ve kaygısız bir yaşam sürdükleri bir yerdir. Ancak Zaman Gezgini bu macera sırasında çok geçmeden yeraltı dünyasına ait hortlaksı Morlock’ları da keşfetmiştir. Wells, Victoria dönemi İngiltere’sinde varsıllarla
yoksullar arasında giderek büyüyen uçuruma yönelik keskin eleştirisinde, tarihin ve gelişmenin anlamını sorgular. Toplumsal adaletsizliğin sürüp gitmesi halinde yol açabileceği felaketlere dair uyarıda bulunur. 1895’te yayımlanan Zaman Makinesi, bilimkurgu edebiyatının köşe taşlarından biri olarak, kuşaklar boyu yazarları etkiledi. 21. yüzyılda yaklaşan çevre felaketlerine ve gezegenimizin yazgısına ilişkin kaygılara dair bir öngörü barındıran eskatolojik boyutuyla güncelliğini bugün de koruyor.

Yorumum:Bu kitaba çok büyük beklentiyle başladım.Ama tam olarak istediğimi bulamadım sıkıldım.Başlangıç çok güzeldi sonra asıl hikaye geçince kitabı durgunluk sardı biraz açılır gibi oldu sonra tekrar duruldu sonra da kitap bitti zaten.Kitapta hareket yok betimlemeler daha ağırlıkta yolculuk ettiği diyarı görmek çok güzel ama bir şeyler eksikti işte.

Ama sorun bende olduğunu düşünmüyorum okuduğum yıl ile alakalı olduğunu düşünüyorum.Kitabın yazıldığı yıla göre çok iyi bir kitap ama günümüzde insan biraz daha aksiyon istiyor.Ben biraz Geleceğe Dönüş filmi gibi sandım öyle çıkmayınca hayal kırıklığına uğramış olabilirim.Yine de yazarın diğer kitaplarını okumak istiyorum hatta onların daha iyi olduklarını okudum bu kitabı olduğu için acemiliğini üzerinden atmıştır diye düşünüyorum.

Puanım 3/5

5 Ağustos 2018 Pazar

Mutlu Ölüm - Nora Roberts (Ölüm Serisi#4)

Ölüm Serisi #4
Türü:Polisiye,Romantik
Sayfa Sayısı:296

Yine yorum yapamadığım kitlendiğim bir kitap yorumuyla geldim.Genel de seri kitapların devamlarını okuduğumda ya da eleştirecek pek bir şey bulamadığımda bu durumda oluyorum.Serinin dördüncü kitabıyla yoluma devam ediyorum bu kitapla beraber karakterleri daha da bir sevdim.Özellikle Roarke başlarda ondan hoşlanmamıştım ama şimdilerde biraz sempati duyuyorum kendisine.Birde Peabody var ki çok tatlı bir insan kendisi.Umarım devam kitaplarında daha fazla okurum kendisini.

Roarke ve Eve aşklarının baharında cicim aylarında olduklarından sanırım birbirlerini her gördüklerinde yapışıyorlardı ve hatta zaman zaman saçma bir şekilde bu durum biraz sıkıcı olsa da kitap genel olarak güzeldi.Bu kitapta suçluyu tahmin ettim kitabın ortalarından sonra davranışlarının altında kirli sırlar olabileceğini bunun altında bir iş var diye düşündüğüm,dediğim kişi çıktı.Yorumlanacak çok bir şey de yok aslında seri romantik polisiye tarzında olduğundan yine de blogumda bulunsun diyerekten yazıyorum bir kaç satır.Belki ileride toplu olarak yorumlarım seriyi bitirebilirsem daha kolay olur öyle.

Puanım 4/5