2 Haziran 2019 Pazar

Game Of Thrones Final Bölümü


Selam biraz Game Of Thrones final bölümünü gömmeye geldim.Nereden başlasam nasıl başlasam.Şöyle ki final bölümü hatta final sezonu bende ilk iki bölüm harici hayal kırıklığına uğrattı.Belli başlı sahneler var dizide hoşuma giden.Dizinin iki senaristi D&D yeni projeleri olan Star Wars'a bir an önce koşmak için ellerinden geleni yapmışlar.Yapmışlar geride güzel bir iş bırakmamışlar oldu bittiye getirilmiş resmen.Zaten senelerdir Winter is Coming diye diye yürüttüler diziyi on saniye de bölüm bitirdiler.Hani bu muydu dedim.Zaten o bölümden sonra benim dizi ile aramda ipler koptu.Bazıları dizi on bölüm olsaydı böyle olmazdı diyor ama bölüm süreleri zaten uzun kısalt onları on bölüm eder yine elinde kalırdı.


18 Mayıs 2019 Cumartesi

Neler Yapıyorum ?


Selam sanki uzun zamandır yazmıyormuşum gibi hissediyorum.Pek bir şey yaptığım yok ondan yazı da olmuyor genelde ya da düşüncelerimi yazıya dökmek istemiyorum kendime içime atıyor saklıyorum.Nisan  ve Mayıs başı yoğun geçiyordu şimdi ramazanda daha sakinim.Ama oruçlu olunca sanırım bazı şeyleri yapasım gelmiyor.Kitap alıyorum uykum geliyor,bir şeyler izleyesim de yok son zamanlarda zaten ne zaman izlediklerimden bahsetsem haftasına modum düşüyor hiç bir şey izlemiyorum.Daha çok bilgisayarda vakit geçiriyor Twitch yayınları filan izliyorum.

Hep şunu yapacağım şunu da yapmak istiyorum diyorum ama olmuyor boş boş oturuyorum.İşsizliğimi fırsata çevirmek istiyorum ama  daha salık boş oluyor günlerim aman yarın yaparım öbür gün yaparım diyorum gün bitmiş oluyor zaten.Neyse bunlar da canımı sıkan durumlar daha fazla bahsetmek istemiyorum.

17 Nisan 2019 Çarşamba

Neler Yapıyorum ?


Selam herkese hep böyle yazı yazacağım yazacaklarım sonra çok birikiyor diyorum ama yine unutuyorum ve yine hepsi birikiyor.Birazdan çıkacağım çıkmadan önce vaktimi değerlendirmek yazı yazmak istedim.

Geçenlerde Yüzüklerin Efendisi serisini almıştım ilk kitabına başladım daha yeni ortasına geldim şu sıralar günlerim yoğun geçiyor geçmese bitirebilirdim birde şöyle bir huyum var ki sevdiğim kitapları yavaş okuyorum sizde de böyle oluyor mu sanki okumuyor da yaşıyormuşcasına okumak.

Yine bu hafta Mr.Robot'un birinci sezonunu bitirdim.Çok süperdi özellikle son bölümler.Böyle şeyleri çok severim zaten hackerlık filan.İlk iki bölüm diziye alışmak zor olabiliyor ama sonra sizi bağlıyor dizi.Bazı şeyleri tahmin etim bazılarında da şok yaşadım ve bu diziyi izlerken zaman zaman kafanız duman olabilir bu his de çok güzel bence.

Yerli dizilerden de güncel dizilerimden Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Jet Sosyete harici Kuzgun'a taktım şu sıralar onu izliyorum.Hani Çarpışma güzel demiştim ya Kuzgun onu da geçti biraz Çarpışma'yı boşladım diyebilirim.Kuzgun dizisinin konusu da bu senenin popüler konularından biri olan ihanet üzerine intikam.Başrol karakterleri Barış Arduç ve Burcu Biricik ikisi de rollerini çok güzel oynuyor.Kadın karakter suçlu olduğu kadar güçlü de.

Şimdi ne izleyeceğim bilmiyorum eskilerden bir dizi var aklımda araya onu katacağım sanırım izlersem önümüzdeki hafta da onu yazarım.Şimdilik hoş çakalın :)

9 Nisan 2019 Salı

Körlük - Jose Saramago


Arka Kapak Yazısı:Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.

6 Nisan 2019 Cumartesi

The IT Crowd | Dizi Yorumu


Bir dizi düşünün ki içinde normal bir insan yok.Hepsi kafadan kırık.İzlerken çıldırmış olmalı bunlar diyor insan :)

Dizinin konusundan bahsedecek olursam bilgi işlem departmanında çalışan iki geek arkadaşın yanına,bilgisayarın nasıl açılacağını bile bilmeyen bir ilişkiler uzmanı gelir.Ve bu kişi kızdır,şirketin unutulmuş kısmı olan bilgi işlem departmanında bir insan hatta kız görmek çok tuhaftır.Dizi bu üç kişinin etrafında dönmekte bir de garip patronları.Richmond'ı da unutmamak lazım.

1 Nisan 2019 Pazartesi

Tepedeki Ev - Shirley Jackson

Tepedeki Ev
Sayfa Sayısı:232
Türü:Gotik,Korku,Gizem


Arka Kapak Yazısı:Çağdaş edebiyatın en gizemli yazarlarından birinden, Shirley Jackson’dan zamana meydan okuyan bir klasik: Tepedeki Ev. Sıradan hayatların ürkütücü yanlarına yönelik ilgisi, insan ruhunun kuytularına teklifsizce girebilmesi ve okurun zihnini kolayca yönlendirebilmesiyle tanınan Jackson, bu romanda korkunun temeline iniyor, zihnin tekinsiz koridorlarında yürüyor. Yürekteki karanlıklar ile ve en ham haliyle duygular, Shirley Jackson’ın ustaca anlatımıyla Tepedeki Ev’in temellerini atıyor ve insan psikolojisi, başlı başına bir dehşet unsuruna dönüşüyor. Algının tuzakları hafızanın yanıltıcılığıyla, geçmişin gölgeleriyle birleşiyor ve Tepedeki Ev, bu usta yazarın kaleminde adeta diriliyor, okurunu kendi dört duvarı arasına çekiyor.
Stephen King’den Neil Gaiman’a varan pek çok yazara ilham veren Shirley Jackson’ın bugün çağdaş edebiyat klasikleri arasında anılan Tepedeki Ev’i, dehşet ve deliliği anlatıyor.

“Tepedeki Ev’e adım atmak, bir delinin zihnine adım atmak gibi… Ürkmeye başlıyorsunuz.” - Stephen King

24 Mart 2019 Pazar

Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf



Arka Kapak Yazısı:"Yapabileceklerim, sizlere önemsiz sayılabilecek
bir noktada fikir sunmakla sınırlıydı; eğer kurmaca bir
metin yazmak istiyorsa, bir kadının parası ve kendine ait
bir odası olmalıydı."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un yazdıkları arasında yazıldığı dönemi en iyi yansıtan ve en akılda kalıcı kitaplardan biridir. Yazıldığı dönemin ve hatta öncesinin “kadın” algısını mükemmel bir şekilde resmeden Woolf, tek özellikleri “kadın olmamak” olan erkeklere kalemini hiç sakınmadan savurur.

Yorumum:Kadın olmak zor 1929 yıllarında da zordu günümüz yıllarında da zor.Virginia Woolf bunu çok güzel kaleme alıyor bu cinsiyetçi ayrımcalığı öyle ki Shakespeare’in hayali kız kardeşi Judith Shakespeare üzerinden anlattığı hikayeyi sonunda söylemese hayali olduğunu gerçek sanabilirdim.Abartmadan erkekleri çok fazla yermeden anlatıyor.