28 Aralık 2016 Çarşamba

Güle Güle 2016

Sınavlarımdan dolayı dönem içinde çok az kitap okumuştum hatta hiç denecek kadar.Asıl dolu dolu kitap okumaya Haziran ayında başladım.Bu yıl okuduğum kitap sayısı 46.Çok uğraştım bu ay 50 olsun diye ama zorlamamak lazımmış olmadı.Her ne kadar yılın yarısında katılmış olsam da benim için çok güzel bir sayı.Bu kadar çok okuyabilmemin bir diğer nedeni kütüphane.Hem kitapların süresi olması hemde okuyup yenisini almak istiyor insan.Kütüphanenin katkısı da çok bana bu yönde.Sevmediğim bir huyumu da bıraktım.Bazı zamanlar beğenmesem de kitabı bitirmeye zorlardım kendimi ama artık bu konuda vicdanım biraz daha rahat beğenmiyorsam bırakıyorum belki başka zaman tekrar denerim.Genel olarak okuduğum kitaplardan memnunum bir kaç tane beklentimin altında çıkan var.Listeleyeceklerim en beğendiklerim okuduğum sıraya göre yazıyorum belli bir sıralama yok hepsi çok güzeller.
  • Şampiyon - Marie Lu 
  • Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson 
  • Satranç - Stefan Zweig 
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Çizgili Pijamalı Çocuk -John Boyne
Takıntılı olduğumdan bahsetmişmiydim.Evet zaman zaman çok gereksiz şeylere takılabilirim.Mesela dedim ya sınavlardan çok okuyamadım evet sınav zamanı elime kitap alamıyorum film izleyemiyorum hal böyle olunca çok bunalıyorum kendime işkence ediyorum farkındayım.Neyse sınavlar bitti kitap okuyacağım ilk başta çok merak etmediklerimi kitaplığımdan okuyum eritiyim dedim.Çok merak ettiklerim güncel serilerden bir kaç tane de var elimde ama yok onları 2017'ye saklıyorum.Neden bu sene tam manasıyla istediğim gibi okuyamadım.Güzel kitapları önümüzdeki yıla saklayayım okuduklarım listem hepsi bir arada güzel gözüksün.Ne kadar saçma bir takıntı değil mi?Merak ettiğim ama almadığım ya da alamadığım bir kitabın e kitabını görüyorum internette ama okuyamıyorum neden kitaplıkta okunacak kitap var onlara ayıp olur.Halbuki bir e kitap bir normal kitap okunur değil mi.Fazla takıntı yapıyorum böyle şeyleri.Şükür ki Aralık ayının son demlerindeyiz yeni yıla gireceğiz sanırım artık kasmama gerek kalmaz :) 


Gelelim filmlere,dizilere.Geçen yıllarda dizileri filmlere tercih etmiştim deli gibi dizi izliyordum.Tabi birde bitmiş kaliteli dizilerinin olmasının payı büyük.Bu sene de tam tersi filmlere ağırlık verdim bir süre de böyle olucak sanırım.İzlemediğim film listem baya kabarık.Yine genel olarak izlediğim filmlerden de memnunum.59 tane film izlemişim.Benim için güzel bir sayı.Sınavlar bittikten sonra direk filmlere saldırmıştım.Bir ara günde iki film izliyordum nasıl özlemişsem.Şu sıralarda öyle izlediğim filmlerden genel anlamda memnun olunca filmi kapattıktan sonra ertesi gün ne izlesem ki diye düşünüyorum.Imdb 250 listesini azaltmak istiyorum.Birde benim kendi listem olunca listeler hayli kabarık :)

Diziler de ise güncel olarak takip ettiğim 3 yabancı dizim var.TheWalking Dead,Arrow,Teen Wolf.
Teen Wolf bu sezon final sezonuymuş ya her ne kadar ergen dizisi deseler de ben çok beğeniyorum o diziyi.Pretty Little Liars 'da bir diğer çok beğendiğim ve yazın final sezonu başlayacak olan bir dizi.Pll'yi bütün sezon izlemeyi sevdiğim için 6.sezonun ikinci yarısını daha izlemedim final sezonunun başlamasını bekliyorum.Daha Game of Thrones'in 6.sezonunu izlemedim.Evet kış gelmesini bekliyordum diziden daha çok keyif alabilmek için.Ocak ayında izlenecekler listesinde kendisi.Bu dizi hakkında da bir ilki başardım hiç spoiler almadım.Kaç ay boyunca takip ettiğim dizi haber sitelerine girmedim sırf spoiler alırım diye.Sosyal medya da kullanmadığım için tertemiz Game of Thrones beni bekliyor.Bu ay bitireceğim bir Türk dizim var Adını Feriha Koydum,Tv 2 günlük olarak tekrar verince takıldım kaldım oda az bir bölüm kaldı bu ay bitecek.

Benim bu sene yaşadığım kitap dizi,film maceram böyleydi.Umarım 2017  yılı da bundan daha dolu dolu geçer.

26 Aralık 2016 Pazartesi

Haftanın Filmler #3

  • Yıldız Tozu 2007
İki haftadır kitap okuyamıyorum.Yıldız Tozu'nu da kütüphaneden okumak için almıştım ama okuyamadım.Kitabın tam içine giremedim yarım kaldı.Bende madem bıraktım filmini izleyeyim dedim ve büyülü bir dünyanın içine adım attım.Çok güzeldi adeta büyükler için masal tadında bir filmdi. 
  • Aşk Kapıyı Çalınca 1993
Filmin adı yani olmamış.Gilbert Grape olsaydı bari orjinaline yakın olurdu.Johnny Depp sever olarak filmlerini izlemek yegane hedefim.Buda onlardan biri.Eski şeyleri seven biri olarak böyle filmleri keyifle izliyorum.Çekimlerindeki renkler bile o kadar hoşuma gidiyor.Bu filmde öyle doğal öyle samimi.Gilbert,aşırı şişman annesi ve otistik kardeşi arasında sıkışmış, kendine ait hiçbir şeyi olmayan sıkıcı bir yaşamını izliyoruz.Kardeşi ile arasındaki bağ,ilişki çok güzeldi.Eski filmlerin samimiyeti için bile izlenir ve sen Leonardo Di Caprio çok sağlam oynamışsın.19 yaşında öyle performans.Di Caprio'yu bilmesek gerçekten öyle olduğunu düşünürüz.
  • Fırtınalı Hayatlar 2016
Konusu hakkında hiç bir fikrim olmadan Jude Law'ı görünce atladığım bir film oldu.Meğer gerçek bir hikayeden uyarlamaymış.Max Perkins'in günlüklerinden uyarlama olan film yazar Thomas Wolfe ile menajeri Maxwell Perkins'in arasındaki ilişkiyi ele alıyor.Film tek düze ilerlese de beğeniyle izlediğimi söyleyebilirim.Jude Law'ı hiç böyle bir rolde izlememiştim farklı geldi.Son kısmını da hiç beklemiyordum .Koskoca menajerin film boyunca kafasından hiç çıkarmadığı şapkayı çıkarmasına vesile oldu daha ne olsun.

  • Alice Harikalar Diyarında 2 - Aynanın İçinden 2016
İlk filmini bayılarak izlemiştim ama bu filminden sanki daha çok keyif aldım.Görsel efektler çok daha güzeldi.Böyle çizgi fantastik filmler çok hoşuma gidiyor.Keşke dedim keşke benimde başıma böyle bir şey gelseydi.Delirmem lazım sanırım böyle bir şeyin olması için.Evet yine saçmalıyorum.Film kısaca ilki kadar güzeldi.

23 Aralık 2016 Cuma

Meleklerin Kanı - Nalini Singh | Kitap Yorumu

New York Times çoksatan yazarı Nalini Singh, Lonca Avcısı serisinin bu ilk kitabında okuru güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hakimi olduğu bir dünyayla tanıştırıyor. Tehlikeli bir yakışıklılığa sahip olan New York Başmeleği Raphael, vampir avcısı Elena Deveraux’ya bir iş teklif etmişti. Ancak Elena’nın bu sefer peşine düşmesi gereken yolunu şaşıran bir vampir değil, çok daha tehlikeli, çok daha deli bir avdı. Avının peşinde Elena bir yandan hızla tutkunun eşiğine sürüklenirken, bir yandan da hayatı için mücadele ediyordu ve hayatını kurtarsa bile Raphael’in baştan çıkaran dokunuşlarına yenik düşmesi kaçınılmazdı. Çünkü baş meleklerin oyunu söz konusu olduğunda ölümlülerin hiç şansı yoktu...
 Kitaplığımda vampirli kitap kalmamış resmen. Alacakaranlık serisini tekrar okuyacağım neredeyse.Şu sıralar canımda çekmiyor değil hani.E kitapta okumak istemiyorum kitaplıkta okunmayı bekleyen bir çok kitap olduğundan.Bende okunmamış fantastik bunu buldum kitaplıkta.Bu da meleklerle ilgiymiş.Halbuki daha geçen ay Meleğin Düşüşü'nü okumuştum.Yeri gelmişken onu daha çok sevdim.Kitabın konusu gerçekten özgün vampirlerin kokusunu alarak vampir avlayan bir avcı ama onları öldürmüyor meleklere teslim ediyor.Yani vampirler bir nevi meleklerin kölesi.Melek ırkı daha üstün burada.Böyle bir konusu olan kitap okumamıştım daha önce farklı güzeldi.Ama evet bir ama geliyor.Baş meleğe sinir oldum ya.Çok azgın ve itici bir karakter.Boş buldukça avcının üzerine atlaması filan sen baş meleksin ya bir ağırlığın olmalı.Ve hemen duygularını açması boş bulunup çok klişe geldi.Birde avcının baş meleğe kafa tutması yok mu.Samimi olduktan sonra kafa tutsun tamam da sen onun adına çalışan bir çalışansın.Bu tam işte asi bir genç kızın sert erkeğimizi yola getirmesi gibi bir klişeye dönüşüyor.Ne baş melek ağırlığında ne de avcı durması gereken yeri biliyordu.Yani sorunum şu ki iki karaktere de sinir oldum.

Kitaba dört puan verdim çünkü konusu özgündü,bazı klişeleri göz önüne almazsak güzel bir kitaptı.Serinin diğer kitaplarında daha çok mıç mıç(başka nasıl tarif ederim bilmiyorum) aşk olucakmış gibi düşünüyorum.Aşk olsun olmasın demiyorum sadece bana biraz yapmacık bir ilişki gibi geldi.Kitabın sonu da çok güzeldi gerçekten.İyi bağlanmıştı.Belki devam kitaplarını okumayabilirim.Bu kitabın sonu yeterliydi.
Puanım 4/5

21 Aralık 2016 Çarşamba

Haftanın Filmleri #2


  • Lanetli Çocuk 2016
Filmin fragmanını gördüğümden beri ilkimi çekmişti bu film.Yaşlı çift evlerine dadı alır ve tatile giderler.Dadı çocukla evde tek başına kalır.Ama baktığı çocukta biraz tuhaflıklar vardır bunu görmezden gelir ama evde başına bazı olaylar gelince işi ciddiye alır.Film korku diye geçiyor ama daha çok gizem ağırlıklı o yüzden tercih ettim.Film son kısımlara kadar gerilim ağırlıklı ama ondan sonra korku kısmı başlıyor.İzlememin diğer bir nedeni de The Walking Dead'de Maggie adlı karakteri canladıran oyuncunun başrol oyuncusu olması.Az oyunca tek mekan güzeldi.Sonu da istediğim şekilde bitti.Aşırı korku filmlerinden yani kesme biçme tarzı filmlerden hoşlanmayanlar için ideal.
  • Sully 2016
Kaptan Sully 15 Ocak 2009 'da havalandıktan kısa bir süre sonra kuş sürüsüne çarpması sonucu iki motorunu da kaybeder.Kaptan kararını verir ve Hudson nehrine zorunlu iniş yapar.Peki ya bu zorunlu bir iniş değil de kaptanın hatasıysa? Film gerçekte yaşanan bir hikayenin senaryolaştırılmış halidir.
Başrolde başarılı oyuncu Tom Hanks var.Geçen hafta 98 yılına ait Mesajınız Var filmini izlemiştim.
Sanki bir anda Tom Hanks yaşlanmış gibi hissettim.Hem biraz rol icabı yaşlandırmışlar hem de cidden yaşlanmış adam.Belgesel tadında filmleri seviyorsanız güzel bir seçenek Sully.
  • Eyvah Annem Dağıttı 2016
İlkokul çağında iki çocuğa ve sorumsuz bir kocaya sahip Amy Mitchell'in koşturmalı bir hayatı vardır.Bir süre sonra başına gelen aksilikler sonrası böyle bir hayat artık Amy'nin canına tak eder ve dağıtır.Hiç bir anne mükemmel değildir bizimde hatalarımız var diyerek daha fazla özgürlük ister.Bu onun eskisinden bile daha iyi bir anne olmasını sağlayacaktır.Film güzeldi sadece bir iki yerde belden aşağı konunun fazla uzatılmasını konuşulmasını hiç sevmedim yersizdi.

20 Aralık 2016 Salı

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt | Kitap Yorumu


Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.
Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı'nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.
İnli cinli kitapları filmleri sever misiniz?Ben hiç sevmem.Hatta ilk ve son izlediğim film lise yıllarında gittiğim şeytan çıkarma filmiydi.Adı bile bu muydu bilmiyorum.Ne akla hizmet sinemada izlediysem.Arkadaşlarımdan dolayı tabi ki de.Birde bir keresinde türk filmi olan Büyü izlemiştim sanırım.Bunlar ilk ve sondu.Peki sevmiyorum böyle bir kitap niye okudum çok yerinde bir soru.Aslında bu yazarın Deli Kadın Hikayelerini okumak istiyordum ama ilk romanı buymuş nedense buna elim gitti bundan başlamak istedim.Benden önce annem okudu ve verdiği tepki şuydu.Yatmadan önce Nas Felak okuyorum bol bol yoksa rüyama girecek diye.İşin şakası tabi insan biraz tırsıyor görünmeyen şeylerden.

Neyse kitap Beş Sevim Apartmanı'nın adını neden yangın çıktığını içindeki insanların kim olduğunu anlatıyor.6 kısımdan oluşuyor diyebiliriz.Her bir bölümde bir dairede oturanı konu alıyor.Birde doktor Samim var onun notları.Farklı bir kitaptı ince ama zor okunan bir kitaptı bana göre.Zaman zaman sıkıldım ama zaman zamanda da tırstım.Yine de sağlam bir kurgu ve hayal gücü vardı içinde.Sırada yazarın Deli Kadın Hikayeleri var onu daha çok merak ediyorum.

Puanım 3/5

19 Aralık 2016 Pazartesi

Çizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne | Kitap Yorumu


Çizgili Pijamalı Çocuk, tanımlaması çok zor bir hikaye.Genelde arka kapakta kitapla ilgili bazı ipuçları veririz.Ama okumanın zevkini bozacağını düşündüğümüzden bu kitapta bunu yapmadık. 
Bizce neler olduğunu bilmeden okumaya başlamanız çok önemli.Bu kitabı okumaya başladığınızda,Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bit yolvuluğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil).Ve er Bruno il birlite bir tel örgüye varacaksınız.Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var.Umarım asla rastlamak zorunda kalmazsınız.

Şu arka kapağının güzelliğine bakar mısınız?Zaman zaman arka kapak yazılarını okumam kitap hakkında ipucu verdiği için.Kendim keşfetmek isterim daha çok.Bu kitap ta okuyasım geldi.Çok hoşuma gitti.

Kitap 9 yaşındaki Bruno'nun gözünden anlatılıyor.İkinci dünya savaşı zamanı komutan olan babasının başka yere tayini çıkması sonucu Bruno yeni yerde kimsesiz kaldığını düşünür.Eski arkadaşlarını çok özlemektedir.Yeni evi ve çevresinden hiç hoşlanmamaktadır.Bir güne etrafı keşfetmeye çıkar ve kendine arkadaş bulur.Bruno çok sevinir ve her gün o arkadaşını görmeye gider.
İki çocuğun arasındaki diyaloglar o kadar hoş samimiydi ki.Arada bir senin baban benim babamı döver hesabı arada içten ortak muhabbet.Her şeyiyle çok güzeldi ve evet çocuk kitabı olarak düşünmemek gerekir herkesin okuyabileceği bir kitap.Şimdi annem okuyor mesela.Kitabın sonu ise kesinlikle çok iyiydi.Başka bir şey demek istemiyorum spoiler olmasın diye.Bu kitap bana bir Hayat Güzeldir filmini anımsattı ne desenle.O filmde de bir çocuk vardı babası ile diyaloglar filan çok güzeldi.Bu arada izlemeyen varsa mutlaka tavsiyemdir o filmde.Çizgili Pijamalı Çocuk'un da filmi varmış en kısa zamanda onu da izlemek istiyorum.Gerçekten güzel bir kitaptı.

Kitap hakkında bir şey daha söyleme istiyorum.Kitabın fiyatı sizce de çok fazla değil mi?Etiket fiyatı 22 indirimli alırsan 18 lira.Neticede çocuk kitabı diye geçiyor ciltli değil fazla kalın değil.Nasıl böyle bir fiyatı var çok şaşırdım doğrusu.Çocuklar kitap okusun cahil kalmasın diyorlar ama bu fiyatlar ne böyle asgari ücretle geçinen bir çok aile var.Bu ne lahana turşusu bu ne periz hesabı biraz.

Puanım 5/5

18 Aralık 2016 Pazar

Otomatik Portakal - Anthony Burgess | Kitap Yorumu

 Tüm hayvanların en zekisi,iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiç bir şey yapamıyorum...

!Spoiler!!Spoiler!!Spoiler!
Kitabın sonunda Alex maruz kaldığı tedavi sonrası mağdurmuş gibi davranılması hiç hoşuma gitmedi.Sadece zevk için insan öldüren insanların evine girip ortalığı yıkıp döken kadınlara tecavüz eden bir pisliği sırf tedavi görüp içinden şiddet eğilimi almış otomatik bir insana dönüştü diye mağdur gözüyle bakmak çok yanlış geldi.Çoğu insan karar alma yetkisi elinden alınmış gibi söylüyor ama bence öyle değil artık şiddet yanlısı biri olmaktan çıkıyor.Birde kendini camdan attıktan sonra hastanede eski benliğine dönmesi ve bunu sevindirici bir haber olarak algılamalarını yadırgadım.Tekrar sokağa çıktığında aynı şeyleri tekrar yapacak çünkü sonunda hiç bir ders almadığını anladım.
!Spoiler!!Spoiler!!Spoiler!

Şimdi normal yorumuma geçebilirim.Kitabın ilk yarısında bir çete lideri olan Alex'in taşkınlıklarını okuyoruz ve bunlar normal taşkınlıklar değil rahatsızlık verecek cinsten.İkinci yarısında ise hapisane ve üzerinde uygulanan deneyleri okuyoruz aslında bu kısımda rahatsızlık verici ama burada Alex suçlu olduğu için insan o kadar rahatsız olmuyor.Hala hak ettiğini düşünüyorum kendime de hiç yakın hissetmiyorum o karakteri.Buna etken ülkemizde de böyle olayların artık sanki normalmiş gibi yaşanması ve hafif cezalar atlatılması etken.Ondan biraz acımasızım.Hatta zaman zaman dedim keşke bizde de böyle bir yöntem olsa bir kaç kişiye uygulansa herkese ders olur diye düşünüyorum.Kitabın sonundan hiç hoşlanmadım o kadar şeyi boşuna okumuşum gibi hissettim yalan yok.Çünkü Alex aynı Alex gibiydi bana göre.Kitabı bitireli bir hafta filan oluyor ilk okuduğumda iyiydi demiştim ama aradan bir kaç gün geçip üzerinde düşününce gereğinden fazla abartılmış olduğunu düşünüyorum.
Dün filmi de izledim gerçekten rahatsız ediciydi ve bir zamanlar yasaklanan film olmasını normal karşılıyorum.Kitabı da filmi de çok merak ettiğim için okumuştum ama umduğumu bulamadım.İster kitabını okuyun ister filmini izleyin ama ana sorarsanız kitabı daha iyi.

Puanım 2/5

16 Aralık 2016 Cuma

Kafası Karışık Filmler #1


Uzun zamandır aklımda böyle bir yazı dizisi yazmak vardı.Filmleri listeliyorum ya düşündüğüm gibi olmuyor ya da çok uzun zaman önce izlediğim için tam olarak bu türe giriyor mu hatırlamıyorum.Yine de yazıyım izledikçe devamı gelir nasıl olsa.
  • Başlangıç 2010
Açılışı çok sevdiğim bir filmle yapmak istedim.İki defa izledim bu filmi ve eminim bir üçüncü de izlerim.Bu film bir zamanlar çok konuşuldu mutlaka duymuşsunuzdur ya da izlemişsinizdir.Film rüyalarla alakalı.Bİlinçaltımızın en zayıf hali rüya halidir.Bundan dolayı bir bilgi çalmak ya da yerleştirmek için mükemmel zamanlamadır rüyalar.Filmde de bilgi hırsızlığı yapılıyor.Rüya içinde rüyalarda seyahat ederek.Ucunda uyanamamak kapana kısılmak ta var görevi başarıyla yerine getirip kurtulmak da.Film kafa karıştırdığı kadar akıcı sürükleyici de.Özellikle sonu tartışmalara açık bir son.
  • Akıl Defteri 2000
Ucuz motel odalarında konaklayan ama zengin şık giyimli son model arabaya sahip bir adam.Tek bir amacı var karısına tecavüz edip öldüren kişiyi bulmak.Ama tek bir sorunu var ki tedavi edilemeyen bir hastalığa sahip olması.Hafıza kayıpları.Bir anda kafası duruyor ne yaptığını neden orada bulunduğunu unutuyor.Acaba amacına ulaşabilecek mi.Film boyunca nasıl olucak nasıl tek başına başarıcak böyle bir hastalıkla diye düşünüyor insan.Ve sonu  çok çarpıcıydı hiç öyle beklemiyordum çok şaşırmıştım.
  • Kader 2014
Kadere inanır mısınız? Peki zaman yolculuğuna? Bu film anlatılmaz cidden nasıl ne anlatıcağımı bilmiyorum.Kafa karıştırdığı kadar içinde dram da var.Çok az kadroyla çekilmiş çok kaliteli senaryoya sahip bir film kendisi.Olayların birbirleri ile bağlantıları tesadüfleri filan.Sonuna kadar sürükleyici bir film.Anlatamıyorum anlatırsam spoiler vericeğim o yüzden bir şeyler anlatarak büyüsünü bozmak istemiyorum.

13 Aralık 2016 Salı

Bin Lotlut Ceset - Celil Oker | Kitap Yorumu

 
Para bazen her şeydir, bazen hiçbir şey... Çalışanlarından birinin şirket sırlarını rakip firmalara sattığından şüphelenen bir borsa aracısı tarafından tutulan Dedektif Remzi Ünal, aslında başka bir amaca hizmet ettiğini düşünmektedir. Çünkü şüphelenilen eleman olağanüstü derecede güzel bir kadındır ve patron da mutsuz evliliğinden mustarip yalnız bir adam. Dedektifimiz o kendine özgü “şartları” kabul edilir edilmez kadını takibe koyulur. Sabahın erken saatlerinde köpeğini gezdirmeye çıkan şüphelinin ardına düştüğünde, aslında onu başkalarının da izlediğini fark eder. Ancak onların amacının ne olduğunu anlamasına fırsat kalmadan alacakaranlığı yırtan silah sesleriyle birlikte kendini kanlı bir maceranın içinde bulur. Bin Lotluk Ceset size entrikalar ve yalanlarla dolu bir dünyanın kapılarını açacak.
Zaman zaman Türk yazar da okumak istiyorum ama sıkılmayacağım.Celil Oker de türk polisiye yazarı.Polisiye severim bir şans veriyim neden olmasın.Bir kaç kere de bu yazar karşıma çıkınca daha bir okumak istedim.Kitap Remzi Ünal adlı bir dedektifin sıradaki macerasını anlatıyor.Zaman zaman Çıplak Ceset kitabından bir kaç olay vardı.İlk onu okumam gerekiyordu sanırım.Bunun konusu hoşuma gidince bundan başladım geriye doğruda gideceğim sanırım.Dediğim Türk polisiye biraz hafif olabilir ama merak uyandırıcıydı suçlunun kim olduğunu çözemedim misal.Onu da biraz yazar kendine saklamış çözümlemeleri pek bizimle paylaşmamasına yoruyorum.Biz daha çok gözlemci rolündeydik olayın içine daha çok girip dedektifin kafasındaki çözümlemeleri daha çok açsaydı daha güzel olabilirdi.Birde adamın biri konuşmasında sürekli hele hele demesi yok mu sinir bozucuydu.Ağzına bir tane patlatasım geldi her seferinde.

Onun dışında tanıdık mekanlar görmek çok hoştu.Türk filmi izliyor tadında.Özellikle şöyle bir yer vardı ki "Apartmanın girişindeki demir kapı ardına kadar açıktı Çoktandır görmediğim eski bir dostumun evine giriyor gibi rahat ve kendinden emin girdim içeri.Demir kapıya satıcı ve dilencilerin apartmana girmesini engellemeyi deneyen bir uyarı yapıştırılmıştı.Altında mahallenin Aygaz satıcısının telefonu" hıh dedim işte o bizim apartman.Ama şimdilerde Aygaz'ın yeri halı yıkama numaraları aldı :)

Türk polisiyenin duayeni Ahmet Ümit olarak bilinir.Onun kitaplarını denemedim pek de istemedim belki ondandır.Onun yerine Celil Oker güzel bir deneyim oldu.Kalın bir kitap değil zaten çerezlik çabuk bitiyor kafa yormuyor.Belki bir gün Ahmet Ümit'i de denerim.

Puanım 4/5

12 Aralık 2016 Pazartesi

Zehir Ustası - Maria V. Snyder | Kitap Yorumu

 
Yelena idam edilmek üzereyken sıradışı bir teklif alır: Ixia’nın yeni komutanı Ambrose’un çeşnicisi olmayı kabul ederse, hapisten kurtulup en güzel yemekleri yiyecek ve sarayda yaşayacaktır. Ama komutanın en güvendiği adamı Valek, Yelena’ya Kelebek Tozu adında bir zehir içirir. Böylece Yelena Valek’ten her gün panzehir almak zorunda kalır yoksa onu acılı bir son beklemektedir. Kaçsa da, kalsan da ölüm hep arkasındadır.
 Hızlı bir ölüm mü isterdin, yoksa yavaş yavaş öldüren bir zehir mi içerdin?

Usta serisi uzun zamandır merak ettiğim bir seriydi.Kitap okumaya ara verince serileri böyle gerilerden takip ediyorum tabi.Neyse kitabın basımı yok ama yine bu kitaba da kütüphanede rastladım.Başlarda çok iyiydi kitap ama sonra sanki sıradanlaştı ya da ay sonu olduğu için bitirme çabasına girdiğim için keyif alamadım pek.

Karakterler iyiydi.Baş roldekiler olsun kaledekiler olsun.Kale hayatı güzeldi o yönü çok sevdim.Valek'i çok bilgece biri gibi yazmış yazar olgun,bilgece.Sanki onu okurken Merlin dizisindeki Gaius karakterini okuyor gibi hissettim.Tabi böyle olunca yaşını da bir hayli büyüttüm ama hata yapmışım onu kitabın gidişatında bazı olaylardan dolayı anladım.Kitabın sonunu pek sevmedim sanki öyle bitmemeliydi.

Spoiler!!!
Komutan için o kadar şey yap ama sonuç yine aynı olsun.Romeo Juliet gibi yapsalardı bence daha güzel olabilirdi.Atanana öğretmenler gibi biri nerede diğeri neredeKaçarak yaşamaktansa aşkları gibi sonsuz ölümü seçtiler derdik.Ne duygusal ne hüzünlü olurdu.Dalga geçtiğim çok mu belli oldu :) 
Spoiler!!!

Öyle işte ikinci kitabı kütüphanede görmüştüm bir ara onu da okurum.Daha uygun bir an seçersem daha çok keyif alırım gibime geliyor.
 Puanım 3/5

11 Aralık 2016 Pazar

Haftanın Filmleri #1

Baktım şu sıralar biraz fazla film izliyorum ay sonunda da bir hayli birikiyor.Haftalık yazılara bölmek istedimŞuan için listemdeki eski filmleri eritmek niyetinde olsam da yeni filmlerden de izlediklerim oluyor.
  • Sherlock Holmes:Gölge Oyunları 2011
Sherlock Holmes serüveninin ikinci filmi.Film güzeldi oyuncular çok şahane zaten,çekimler kurgu filan da güzeldi.Ama ben nedense ilkini daha çok sevmiştim ilki kadar güzel tat alamadım. Sherlock'un bir anda karşısındakine tespitlerde bulunması en sevdiğim yanı film de de bu çok güzel işleniyor.Ve sonu çok başarılıydı.Komik ve zeki bir karakter Sherlock Holmes.Iron Man serisinde de hem zeki hem espriliydi.Robert Downey Jr hep böyle rollerde karşımıza çıkınca gerçekte de öyleymiş gibi geliyor artık.Eski zaman polisiyesi olması da hoşuma gidiyor bu filmin.Üçüncü filmin çekimlerine de başlanmış.2017 de vizyona girer umarım bize de izlemek düşer.
  • Mesajınız Var 1998 
Sonbaharda izlenecek filmleri araştırırken karşıma çıkmıştı bu film.Tabi ben sonbaharda izleyemedim.Olsun yine soğuk mevsimdeyiz.Film eski zamanın chat arkadaşlığı üzerine kurulu.Ne isimlerini biliyorlar ne kendilerini.Birbirlerini sadece rumuzlarından bilen iki insan sohbet arkadaşı oluyor.İleri de bu iki insanın yollarının nasıl kesiştiğini izliyoruz.Meg Ryan'ın çok güzel çok tatlı bir çocuk kitap sattığı kitap evi var bayıldım.Nasıl desem böyle eski filmlerin eski görüntüleri var ya daha bir sıcak daha hoş.Sanki daha samimi daha sıcak geliyor bana.O yüzden de eski filmleri izlemeyi daha çok severim.Film sıradan tekdüze ilerleyen bir film.Herkes sevmeyebilir o yüzden.Listeme daha çok Meg Ryan filmi ekledim.O kadar tatlı hoş bir oyuncu ki çok yakışıyor böyle filmlere.
  • Sihirbazlar Çetesi 2 2016
Her ne kadar çok fazla gişe ya da istediği ilgiyi yakalamamış olsa da seviyorum ben bu filmi.
Eğlenceli sıkmıyor merak uyandırıcı çekimler,yaptıkları hileler filan çok hoş.İlk filmde ne kadar keyif aldıysam bunda da aldım.İlk filmi sevenler sevmeyenler biraz eğlenmek isteyenler için güzel bir tercih.
  • Bridget Jones'un Bebeği 2016
Eski dostları görmek gibiydi.Gıcık Mark Darcy'i bile gördüğümde keyif aldım.Renée Zellweger' e yıllar ne kadar acımasız davranmış.Yer yer cidden yaşlandığını görebiliyordunuz.Özellikle eski anıları gösterdiklerinde duygulanmadım desem yalan olur.Keyifli bir filmdi hiç sıkılmadan keyifle izledim.Devamı gelecek gibi.Umarım bu film kadar bekletmezler bizi.Sonunu da tahmin ediyordum.Çenemi tutucam yoksa spoiler olur.
  • Bourne:Medusa Darbesi 2004
Geçen ay Bourne serisine başlamıştım.Tam istikrarlı olarak devamını izliyorum.İlk filme göre daha çok aksiyon daha çok köşe kapmaca vardı.Polisiye filmlerinde hani izleyici neler olup bittiğini bilir ama karakter bilmez ya.Bu film de de karakter ne kadar biliyorsa siz de o kadar biliyorsunuz.Karakterle beraber öğreniyorsunuz geçmişe dair sırları.Araba kovalama sahnesi biraz gereksiz uzundu sanki ama onun dışında güzel bir filmdi.Sıra üçüncü filmini izlemekte.

8 Aralık 2016 Perşembe

2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler | Mim Yazısı


Blogu açalı kısa bir zaman olmasına rağmen ikinci mim yazımı yazıyorum.Bu çok güzel bir şey.Sevgili İlkay da beni bu yazıya mimlemiş.Teşekkür ederim *.* Onun mim yazısını da okumak isterseniz tık tık. 

1. Kimse mükemmel değildir ama yine de eksiklikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Nasıl desem karşı taraf yerine kendimi düşünmek istiyorum.Şöyle benimle yaşıt kişilere yok kırılacak yok ayıp olucak diye alttan almak istemiyorum artık.Yaşlı değil bir şey değil neden böyle bir şey yapıyorum ki dedim.Sonra insanlar tepemize çıkıyor,yüz buluyor samimi olmadığımız halde özgüven geliyor.Eskiden olsa istemesem de yolda görünce konuşur,mesaj yazdılar mı cevap atardım artık bu huyumu kenara bırakıyorumNe kadar az insan o kadar huzur.

2. Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu da kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

Şöyle yapsam olmaz mı ilk dilek hakkımda beş dilek hakkı daha dilesem olmaz mı :) Tamam tamam 

Öncelikle kardeşim bu sene üniversite sınavına hazırlanıyor onun güzel bir bölüm kazanmasını her şeyden çok istiyorum.
Ailem için huzur,sağlık,mutluluk diliyorum.
Huzur,sağlık,başarı biraz da para :)

3. Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Yeni yıla sakladığım kitaplarım var.Bu sene sınavlardan dolayı pek okuyamadım.Bende daha çok merak ettiğim kitapları yeni yıla sakladım.Bu yüzden kitaplığımda okumayı bekleyen bir hayli kitap var onları okumayı sayıyı azaltmayı planlıyorum.Ve yine izlemek istediğim çok fazla film var imdb 250 listesinden seçtiğim ve daha önce izlemediğim bir çok seri film var onları da bu sene izlemek istiyorum.Kısaca çok sıkıcıyım bol bol okumak ve bol bol izlemek istiyorum.

4. Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok para şart mı? Belki de değildir. 

Annem o paradan hayır beklenmez derdi :) Bende öyle düşünürdüm ne ev ne araba alırdım o parayla sadece pahalı olup da alamadığım bir çok kitap serisini alır eve stoklardım :) Kalanı ile de okuyan ya da okumak isteyen ama okula için durumları olmayan çocuklara bağışlardım.

5. Para, para, para.. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

Hmm sanırım blogumun devamını hep sağlamayı isterim.Blog dışında arada günlük gibi ama değil gibi yazı yazıyorum ama bazende üşeniyorum elime kalem almıyorum.Bu durum değişsin kafamda yazmayım da defterime daha çok yazıyım istiyorum.

Ben biraz uçlarda hayal kurarım olamayacak şeyler ama yazımda daha sıradan daha ulaşılabilir gerçek dilekler dilemek istedim.Aslında artık kendim için pek bir istediğim dileğim yok biraz boş vermişlik modundayım.Umarım güzel bir yıl olur savaşlar son bulur.Şehitlerimiz ölmez analarımız ağlamaz. Biz kadınlara,çocuklara daha saygılı daha yaşanılabilir ülke oluruz.Kısacası huzur ve daha güvenilir bir yıl diliyorum.Umarım herkesin dilekleri hayalleri gerçek olur.

Bende Büyülü Ayraç'ı ,Yorum Atölyesi ve Kitap Eylemi'ni mimliyorum.Ayrıca görüp yapmak isteyen herkes yapabilir.Hoş çakalın...

5 Aralık 2016 Pazartesi

Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson | Kitap Yorumu

Bir yanda dergide yayınladığı bir yazı sebebiyle suçlu bir gazeteci,diğer bir yanda yıllardır çözülememiş bir olaydan dolayı yüreği yorgun olan ihtiyar.Ejderha dövmeli kızı da unutmayalım.

Kitap uzun bir zaman boyunca çok konuşuldu çok popüler oldu.Mutlaka bir yerlerde görmüş duymuşuzdur.Dizilerdeki kitaplıklara bile dekor olmuştur bu seri.Bazı zamanlar popüler kitaplardan kaçındığım oluyor beklenti tavan yapıyor ama okuyunca hayal kırıklığına uğruyorum.Kütüphane görünce bir şans vermek istedim.Okudum ve şans vermek bir yana nasıl böyle bir kitabı okumamayı tercih ettiğim için kendime kızdım.Ki kitap polisiye bir romanmış.Okuduktan sonra öğrendim.Boş yere kaçıyormuşum bu kitaptan.

Kitabın başında biraz affalıyorsunuz kim kimdi konu neydi diye ama sonra toparlanıyor olaylar.Anlamak için zorlamayın kendinizi hele ihtiyarın soy ağacını anlattığı zaman bir dur amca sakin diyesim geldi.Sonra kişiler yerlerine oturuyor yazar anlata anlata ilerliyor çünkü.Boş yere takılmayın kişilere gerekli olanları öğreniyorsunuz diğer akrabalar önemli değil.Kan bağı olsun olmasın ihtiyarın akrabalarının zihin sağlığından şüpheleniyorum.Ailede sadistler var resmen.Yaşı küçük olanların okumalarını önermem etkilenmemeleri için.Bazı olaylar çok çarpıcı ve insanın evlerden ırak diyesi geliyor.Ki ülkemizin şu zamanki hallerinde insan korkuyor gerçekmiş gibi.

Onun dışında kitap kalın ama çok akıcı dediğim gibi soy ağacı ya da geçmişte olaylar derine inince bazen sıkılabiliyorsunuz ama sonra olay toparlanıyor.Birde kitap sonuca ulaştı tamam diyorsunuz yeni bir olay daha çıkıyor ortaya en beğendiğim özelliği bu kitabın.Polisiye sevenlerin ve benim gibi kitaba ön yargıyla yaklaşanların bir şans vermesini tavsiye ederim.
Puanım 5/5

2 Aralık 2016 Cuma

Okuma Serüvenim

Kağıttan Dünyam İlkay'ın kitaplarla tanışma hikayesini okuduktan sonra bende yazmak istedim.Zaten kafamda buna benzer bir yazı vardı ama hep erteliyordum.Benimki hem kitaplarla tanışma hemde kitaplardan uzaklaşma yazısı olucak.

Benim ne yazık ki havalı bir hikayem yok.İlkokulda okuma yazma öğrendikten sonra Cin Ali,Elif serilerini defalarca okurdum.Tabi o zamanlar çocuk kitapları çok az dönüp dönüp okurdum.Dayımın resimli ansiklopedisi vardı onu da dönüp dönüp okurdum.Dayımın kızı oldu sonra ona verdim vermeseydim keşke çok güzeldi.Dedem gazeteden Ayşegül serisi vardı o zamanlar zamanın çizgi romanı onları biriktirir bana getirirdi.Nasıl sevinirdim anlatamam.Onlar hala duruyor kimselere vermedim sıfır gibiler.Biraz daha büyünce babam bana kitap seti aldı.İçinde Don Kişot,Üç Silahşörler,Polyanna,Lessi filan vardı hatırladıklarım.O Lessi filan kaç kere okudum hatırlamıyorum.Kitap yok dönüp dolaşıp okuyordum ilk sefer ki gibi.Genelde her çocuğun ilk kitapları Harry Potter olur benim Dünya Çocuk Klasikleri vardı:)

Arkadaşlarımdan filan kitap değiş tokuş okurduk o iyi olurdu.Yalnız kitaplarımı herkesle paylaşamam ki eşyalarımı,oyuncaklarımı da malım kıymetlidir biraz.Bir arkadaşımla değişirdik ki onunda nasıl düzgün okuduğunu bilirdim.Bir keresinde başka bir arkadaşım Suç ve Ceza'mı ödünç almıştı alma diyememiştim bende o an kitap bir geldi cildi ayrılmış,kıvrışmış bazı sayfalar kopuk annemle şoka girmiş.Kitap sanki okunmamış da kaza geçirmiş gibiydi .Allahtan bir kitap kurban gitti buna da şükür.

Bir süre sonra bizim burada Rampalı Çarşı var kitapçı dolu içerisi.Bir iki de sahaf buralara üye olup kitap ödünç alıp okuyabiliyordunuz.100 temel eserdeki kitapları okuyordum popüler kitaplar yerine.Yine lise yılları herkes İpek Ongun Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisini okurken ben V. C. Andrews okuyordum.Bilen bilir o kitapların nasıl olduklarını.Psikolojiyi bozar.Annem Çatı serisinin ilk kitabını okudu da hala aklındadır o kitap çok rahatsız edici diye.

Neyse yine çenem düştü yine.Ben üniversitede kitap okumaya ara verdim.Yine okuyordum ama ayda tek tük yani.İnternette kitap bloglarını da bilmiyordum kafama eseni ya da arkasını okuduğumu,satıcının önerileni alıyordum.Beklediğim gibi çıkmıyordu bir çoğu zorla da bitirince soğudum bir dönem kitaplardan.

Son senemde 2015 de kitap bloglarını keşfettim birden aşka geldim.Kitaplara geri döndüm.Aynı zamanda internet kitap sitelerini de keşfettim daha karlı olduğunu gördüm.Başladım popüler kitapları önerilenleri filan toplamaya.Bundandır hepinizin daha önce okuduğu kitapları benim şimdi okuyup yorumlamam.Aklımdaki yazı bununla alakalıydı blogumda pek yeni kitap göremeyebilirsiniz size faydalı olamayabilirim.Size göre sıkıcı olabilirim eski kitapları okuyarakBir adım geriden geliyorum.Güncel kitapları da hemen okumak istemiyorum eski güzel olan kitapları da okumak istediğimdenKi bazı yeni kitapları da beğenmiyorum eski kitaplar daha güzel geliyor.Özellikle genç yetişkin türlerinde birbirinin aynı gibiler,birde en sevmediğim şey mutlaka aşırı cinselliğin olması.Eskiden sadece tarihi aşk romanlarında okuduklarım şimdi neredeyse her kitapta var.Benim kitap serüvenim böyle işte.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalın...

1 Aralık 2016 Perşembe

Kasım Ayında Okuduklarım | İzlediklerim


Bir ayı daha geride bıraktık.Kasımlar güzeldir tam sonbahar hissedilir.Eskiden olsa vizelerle uğraşırdım ama bu sene öyle bir sorunum da olmayınca daha güzel geçti Kasım ayı.Bol bol okudum bol bol da izledim.Tam bir verimlilik ayıydı benim için Kasım.

Okuduklarım 
  • Sırça Fanus 3/5
  • Yolun Sonundaki Okyanus 5/5
  • Çocukluğun Soğuk Geceleri 2/5
  • Genç Bir Doktorun Anıları 4/5
  • Sahilde Kafka 4/5
  • Komik Bir Hikaye 3/5
  • Satranç 5/5
  • Hayvan Çiftliği 5/5
  • Meleğin Düşüşü 5/5
  • Erebos 5/5
  • Ejderha Dövmeli Kız 5/5
  • Zehir Ustası 3/5
Bu ay 12 kitap okumuşum.Hayatımda bir ilk sanırım ilk defa bu kadar çok kitap okudum. Ama aralarında ince kitaplarda var.Bu kadar çok okumamdaki etken hem okuma aşkımın kabarması hem de kütüphanenin etkisi büyük.Bazı kitapları kütüphaneden aldığım için okuyup hemen yenisini almak istiyorum.Kütüphanenin havası bir ayrı güzel.Para vermeden istediğin kitabı okumak bulunmaz bir nimet.Tabi ödünç aldıklarını getirmeyenlere sinir oluyorum bazı serilerin kitapları yok.Her ne kadar üniversitemin kütüphanesi kadar dolu olmasa da idare ediyorum.Bu ay okuduklarımdan genel olarak memnunum ondan birazda okuma hızım düşmedi.Umarım Aralık ayı da aynı şekilde geçer.Yorumunu girmediğim iki kitap var en kısa zamanda onları da yazacağım.


İzlediklerim | Diziler

  • The Walking Dead  7.Sezon 
Güncel takip ettiğim bir dizi sevgili Negan ile daha da güzel olucak gibi.
  • Arrow 5.Sezon
Önceki sezon sevmediğim bir karakterden kurtuldum diye sevinirken.Bu sezon ekip daha bir gıcık.Wild Dog ve Artemis,Curtis gitse çok mutlu olacağım.Birde özel bir durum var ki sinir olmamak elde değil neyse yazmıyım onu spoiler olur.Ama çekimler filan daha güzel olmuş bu sezon.
  • Teen Wolf 5.Sezon 
Güncel takip ettiğim bir diziydi ama geçen sene kaçırdım.Şimdi geri döndüm.Her ne kadar ergen dizisi deseler de çok güzel bir dizi.Aksiyon macera aşk ne ararsanız var ve çok sürükleyici.Birinci sezondan sonra adeta atağa geçti dizi.6.Sezonda başladı yetişirim en kısa zamanda.
  • Seksenler 
Cumartesi gecelerimin vazgeçilmezi.Eskiden daha güzeldi eski şeyler daha fazlaydı daha nostajikti ama hala güzel hala izlettiriyor kendini.Rasim Öztekin var bir kere.Mimikleri hareketleri bayılıyorum usta tiyatrocu.Bu sene zaten tiyatro nişanı olan Kavuk ona devredildi.
  • Adını Feriha Koydum 
Tv 2 de tekrar başlaması sonucu başladığım bir dizi.Annemle günlük pembe diziler gibi izliyorum.Bu ay biter sanırım az bölümü kaldı.Bakalım Tv 2 sonra hangi diziyi verecek.

İzlediklerim | Filmler 
  • Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? 2016 
Film Harry Potter serisinden bağımsız düşünülüp,beklentisiz izlenirse güzel.Ama karakter üzerinden değil de Fantastik Canavarlar üzerinden işlenseydi film daha güzel olurdu bence.Bu hali ile süper kahraman filmleri gibi olmuş biraz yine de film güzeldi.Nasıl ki Hobbit serisi Yüzüklerin Efensi serisine göre aşağıda kalıyor bu da biraz öyle olmuş. Umarım devam filmleri daha güzel olur.
  • The Thing 1982
Ne korkunç bir filmdi ya.Merak ettiğim izledim aslında yarısında kapatıcaktım.Film  sıkıcı olduğundan değil korkunçtu bana göre sırf sonunu merak ettiğim için devam ettim.
  • Avcı: Kış Savaşı 2016
İlk filmini beğenerek izlemiştim bu filmi da çok güzeldi.
  • Her Şeyin Teorisi 2014
Muhteşem oyunculuk Eddie Redmayne!Bir insan bu kadar benzetilebilirdi.Stephen Hawking'e.Bence oscar almalıydı çok güzel oynamış.Bilim filmi olarak değil de dram filmi olarak bakmak lazım bu benim daha çok hoşuma gitti çünkü biyografi filmi,öbür türlü olsaydı belgesel misali olurdu.Merdivenden çocuğuna bakışı ve sunum yaparken eski anısı canlanması o kısımlar çok üzücüydü.Her ne kadar eşiyle daha sonra boşanmış olsalar da o ne büyük sevgidir ki yıllarca bakmış.Fantastik Canavarlar Nelerdir,Nerelerde Bulunur ? dan sonra birde burada izleyin Eddie Redmayne'i.
  • Doktor Strange 2016
Film güzeldi ama bir şeyler eksikti bence.Ama görsellik muhteşemdi.
  • Anthropoid 2016
Almanya'nın Prag Kasabı lakaplı generaline yapılan suikastı işleyen bir film.Biraz durağan ama 2.Dünya savaşı konulu filmleri sevenler için güzel bir tercih.
  • Star Wars IV. Yeni Bir Umut 1977
Hep Yıldız Savaşları serisine başlamak istemiştim ama hiç fırsat olmamıştı.Bu ay başlangıç yaptım devamı da gelecek.Neden eski filmlerdeki aktörlerin hepsi yanık tenli :) film hem komik hem çok güzeldi çekildiği zamana göre beğendim.
  • Geçmişi Olmayan Adam 2002
Yine izlemek istediğim ama izleyemediğim bir seri Bourne serisi.Aksiyonu konusu çok güzeldi.
  • Nerve 2016
Oyun diye geçiyor ama filmin adı Cesaret olsaydı daha uyumlu olabilirdi.Film güzel bir gençlik filmiydi.Doğruluk mu cesaret mi oyununun cesaret kısmı diyebilirim.Ama işin ucunda para var.Keyif aldığım eğlenceli bir filmdi.
  • Sherlock Holmes 2009
Neden daha önce izlemediğim dediğim bir film daha.Robert Downey Jr.'e ukalalık ve böyle filmler çok yakışıyor.Ah tabi birde yakışıklı Jude Law var.
  • Nefesini Tut 2016
Son zamanlarda izlediğim sağlam gerilim filmlerinden biri.Gece izlemiştim daha bir gerildim yalan yok.
  • Yerçekimi 2013
Toprak Altında ve 127 saat filmlerini sevenlerin tercih edebileceği bir film.
  • Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları 2016
Kitabını okumadım daha da alıp okumam zaman alır diye dayanamadım izledim.Güzel bir fantastik olmuş beğendim.
  • Kelebek Etkisi 2004
Kötü finalli olan denk geldi.Böyle olmasını tercih ederdim niyeyse bazen mutsuz son seviyorum.
  • Kapıdaki Düşman 2001
Yine 2.Dünya savaşı konulu bir film yine Jude Law.
Yaz yaz bitmedi.Umarım okuyanları sıkmamışımdır.Çok verimli bir ay oldu benim için.Hep böyle devam etmesi dileğiyle okumak ve izlemek istediğim çok şey var.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.

29 Kasım 2016 Salı

Erebos- Ursula Poznanski | Kitap Yorumu

Oyuncularıyla oynanan bir oyun! Bu oyunu oynayacak kadar cesur musunuz? Aklınızı sürekli meşgul edecek, etkisinden günlerce kurtulamayacağınız ve size baştan sona tırnaklarınızı yedirtecek kadar sıradışı, gizemli, heyecan ve gerilim yüklü bir roman arıyorsanız erebos tam size göre .
Eskiden yani blogları keşfetmediğim zaman kitap yurduna girer kitapları inceler alttaki yorumları okurdum.Yine baya bir önce sitede gezerken bu romana denk gelmiştim hem konusu hemde yorumlar çok iyiydi.Oyunları da seven biri olarak ilgimi çekmişti.Ama sonra ne olduysa bu kitap araya kaynadı gitti.Geçenlerde tekrar yolumuz keşişti ve bu sefer okudum.
Seni izliyor,seninle konuşuyor,ödüller dağıtıyor,seni test ediyor,tehditler savuruyor,Onun tek bir amacı var.Seninle oyun oynamak istiyor.
Kitap bir oyundan ibaret .Çoklu oyuncu seçeneği ile ve online oynanan bir oyun.Erebos bana Skyrim gibi ünlü bir oyunu anımsattı.Skyrim online olsaydı eğer bence Erebos gibi olurdu.O oyunu oynamadım ama az çok bilgimle öyle bir çağrışım uyandırdı bende.

Kitap bir gerçek hayatı işliyor birde oyundaki dünyayı işliyor.Yani kitap içinde kitap gibi. Ne kadar da anlaşılmaz saçma konuşuyorum Ama ne yazsam spoiler gibi olucak. Oyunlara ilgisi olmayan bile bu kitabı oynayabilir.Çünkü kitap gizem ağırlıklı. Kurgusu gerçekten çok hoş hatta gelecekte öyle bir sistem gerçek olabilir.Kitabı okurken acaba ben bu oyunu oynar mıydım diye düşündüm bazen evet dedim ama olanları sonuçları düşünce hayır diye vazgeçiyordum. Online oyun sevmeme rağmen sırf meraktan birazcık oynayabilirdim.

Yazarın ismi de tam futbolcu ismi değil mi?Yazar bayanmış birde ben erkek diye de düşünmüştüm.Kitabın başları biraz normal sıradan gelebilir ama sonra güzelleşiyor farklı bir şeyler okumak isterseniz güzel bir tercih olabilir.Aklıma gelmişken bu ay Nerve diye bir film izledim.Çevirilerde sinir anlamını kullanmışlar ama cesaret anlamı filmle daha alakalı.
Filmde de bir oyun var görevler filan Erebos'a benziyor biraz.Film de güzeldi onu da tavsiye ederim eğlenceli bir gençlik filmi.
Puanım 5/5

27 Kasım 2016 Pazar

Genç Bir Doktorun Anıları -Mihail Bulgakov | Kitap Yorumu

Devrim zamanı Rusya… Karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş… Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov’un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür.
Hazır havalar soğumuş kış ayları da yavaş yavaş yaklaşırken bu kitabı okumak istedim.Kış ayında okunabilecek çok güzel bir eser.Kitabın ilk sayfasından itibaren sizi Rusya'nın soğuk havası karşılıyor.Yeni mezun olmuş bir doktor Rusya'nın bir köyünde.Başına neler gelecek kim bilir ve bunlarla nasıl mücadele edecek.Doktorun kafasında bu düşünceler varken ilk geceden uykusu kaçıyor ve doğal olarak sizinde acaba nasıl yapacak üstesinden gelebilecek mi diye bir sonraki sayfayı heyecanla çeviriyorsunuz.

Yazar Bulgakov tıp mezunu bir yazardır.Kitaptakiler her ne kadar kurgu olsa da çevresinde görmüş olduğu ya da başına gelen olaylardan esinlendiğini düşünüyorum.Güzel bir kitaptı içinde tıp terimleri ilaçlar filan var ama sıkılmıyor onlara takılmıyorsunuz.Kitabın bir de mini bir dizisi var ilk bölümünü izledim güzel başlamıştı ama sonra bazı yerler değiştirilmişti 8 bölüm izleseniz de olur izlemeseniz de.Kış aylarına yakışır bir kitap tavsiye ederim.Kar,tipi tam kış ayına uygun.
Puanım 4/5

25 Kasım 2016 Cuma

Meleğin Düşüşü -Susan Ee | Kitap Yorumu

Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raffe, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.
Şu sıralar vampirli kitap okumak istiyorum ama elimde hiç öyle kitap kalmamış şuan için de ekitap okumak istemediğim içinde kitaplıktan seçtim.Melek de sonuçta fantastik dedim buna başladım.Beklentisiz başladığım için mi bilmiyorum kitabı çok sevdim.Çok akıcıydı,aksiyonu da iyiydi.Melek temalı konu ama devam kitaplarında başka fantastik şeylerde çıkacak gibi.Son kısımdaki olaylardan dolayı öyle düşünüyorum.

Serinin devam kitapları elimde yok kalanını ekitap okumayı düşünüyorum hem meraktan hemde ilk kitabın kapağını sevmediğimden bunu da takasa koydum.Neden değiştirdiniz ki kapağı yani.Tamam konusu ile tam uyumlu ama ilk kapak daha güzel devam kitapları da aynı neden yani.Neyse reading slumpta iseniz,böyle fantastik bir şeyler okumak istiyorsanız Meleğin Düşüşü doğru tercih.Vampir kurt adamlardan sıkıldıysanız birde melekleri deneyebilirsiniz.Umarım devam kitapları da böyle güzeldir seriyi güzel bitirmişlerdir.
Puanım 5/5

Okuoku Kitap Alışverişim

Okumayı da yazmayı da en sevdiğim yazılardan biri kitap alışverişleri.Bir kaç aydır rutin haline geldi okuoku sitesi.Sebebi de 9.90 indirimleri.Sanırım Artemis yayınları ile bir sözleşme mi bir anlaşması mı ne var hep bu yayın evi indirimde.İlk nokta sitesinin İthaki ve Yabancıya ait olması gibi sanırım.O siteyi de merak ediyorum özellikle İthaki'de uygun fiyatları var ama biraz olumsuz yorum okuyunca tereddütlerim var.O siteden alışveriş yapanlar varsa görüşlerini yazarlarsa çok memnun olurum.

Şimdi gelelim aldıklarıma.Hepsi 9.90 indirimdeydi. Sophie Kinsella uzun zamandır merak ettiğim bir yazar.Chick lit edebiyatının kraliçesi olarak biliniyor.Bu yazarı çok görüyor ve güzel olduklarını duyuyordum.Annem de Pasaklı Tanrıça adlı kitabını okumuş çok beğenmişti bende hazır indirimdeyken alıyım dedim.Alışverişkolik serisinin tamamı indirimdeydi gönlüm isterdi hepsini almak ama bütçem yoktu bende iki tane o seriden iki tane de bağımsız aldım.Evet birde Kemikler Şehri var.Geçen ay yazmadım ama Cehennem Makineleri indirimdeydi o seriyi almıştım.Ölümcül Oyuncaklar serisinin seveni olduğu kadar sevmeyeni de çok.İki seri birbiriyle bağlantılı önce bu serinin üç kitabını sonra Cehennem Makineleri'ymiş.Bende hazır indirimde olunca bu kitaba şans vermek istedim.Beğenirsem ve indirimde olursa eğer devam kitaplarını da alırım.Bakalım Aralık ayında neler indirimde olucak Duman ve Kemiğin Kızı serisinin devamları ve Ay Günlüğü serisinin devamları kesin olur fix yani kaç aydır.Aslında umarım benim istediğim kitaplar indirimde olmaz bir iki ay hem kitaplarımı okurum hemde masrafa girmem.Umarım sizin istedikleriniz indirimde olur.Hoşçakalın^^

23 Kasım 2016 Çarşamba

Hayvan Çiftliği - George Orwell | Kitap Yorumu

Beylik Çiftliği'ndeyaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır.Çiftlik artık onlara aittir ve adı da Hayvan Çiftliği olur.Peki Hayvan Çiftliği'ni insanlardan daha iyi yönetebilecekler midir?
Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir. 
Kitap her ne kadar peri masalı görünümü olsa da altında yatan anlam siyasi hiciv özelliği taşımasıdır.Romandaki önder domuz Stalin'i temsil etmektedir.Kimin aklına gelir bu şekilde eleştiri romanı yazmak.Koltuk sevdası,başa geçme her ülkede sorun olmuştur.Önce seçim yapılır tabi bu zamanda halkın duymak istedikleri söylenir,başa geçince o sözlerin bir kısmı yerine getirilir halkın desteği devam eder ama bir süre sonra koltuk başa geçeni ele geçirir.Bu ister insan olsun hayvan olsun aynıdır.George Orwell bu durumu,sosyalist rejimi inceden inceye sert bir dille eleştirmektedir.
İster çocuk ol,ister yetişkin ister siyaseti hiç sevme(şahşen ben hiç hazetmem) herkesin okuyabileceği bir kitap.Çocuklar için peri masalı büyükler için ince anlamları olan bir roman.
Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
Puanım 5/5

21 Kasım 2016 Pazartesi

Komik Bir Hikaye -Ned Vizzini | Kitap Yorumu


New York şehri sakinlerinden on beş yaşındaki Craig Gilner hayatta başarılı olmaya kararlıdır. Bunun için de önce doğru liseye, sonra doğru üniversiteye, sonra da doğru işe girmelidir. Ama olaylar hiç de umduğu gibi gelişmez ve Manhattan’ın en zorlu liselerinden birine kabul edilmesiyle birlikte hayatı çekilmez bir hal alır. Depresyona giren Craig yemek yiyemez, uyuyamaz ve bir gece kendini öldürmeye karar verir. İntihar kararıyla birlikte acil servisin yolunu tutan Craig kendi isteğiyle psikiyatri kliniğine yatar ve seks bağımlısı travesti, makasla yüzünü kesen genç kız, yerçekiminden korkan çocuk gibi birbirinden ilginç karakterlerden oluşan hastaların arasına karışır. Craig burada, onu yiyip bitiren endişelerinin kaynağıyla yüzleşme fırsatı yakalayacaktır.
Hımm...Kitabın ismi Komik Bir Hikaye komik mi peki hayır ne yazık ki.Ama akıcı mı evet,çerezlik mi evet.Aslında kitabı anne babalar okumalı evet bazı kısımları okumamalılar,ama onun dışında çocuklarını dersler ve sınavlar hakkında sıkanlar için birebir.
Craig ders çalışmaktan başka bir şey düşünmez ama burada aile baskısı yok ,okul baskısı var okul ödevleri fazla gelir ve o yüzden depresyona girer tabi birde yanlış arkadaş seçimi mi desem biraz içten içe kıskançlık mı bilemedim.Hastane olaylarına gelinceye kadar her şey tek düzeydi.Hastaneden sonra biraz açıldı kitap farklı karakterler insanlar renk kattılar kitaba.Kitabın kapağının çok hoşuma gitmişti onu da kitabı okurken öğreniyorsunuz.Böyle güzel bir resim sanat olacağını düşünmezdim.Kafa dağıtmalık bir şeyler arıyorsanız okuyabilirsiniz onun dışında çok da farklı bir şey yok.Yine de okurken kendinizi bir şeyler çıkarabileceğiniz bir kitap.
Puanım 3/5

18 Kasım 2016 Cuma

Satranç- Stefan Zweig | Kitap Yorumu

 
Raslantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr.B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç.Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Yazmaya veda ederken yaşamaya da veda etmeyi seçer yazar.Bu öyküyü Brezilya'da sürgündeyken yazdıktan kısa bir sonra karısı ile yaşamına son vermiştir.Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı.Okuduktan sonra neden bu kadar bekledim dedim ki.Kitapta bir kurgu var ama asıl kurgu baş karakterin ruhsan gelgitleri.Bir insanın tutkusunun nasıl son nokta delirmeye geldiğini okuyoruz.

Böyle kısa kitapların da nasıl güzel olabileceğinin bir örneği Stefan Zweig.Kitapta neredeyse çok az diyalog var bu durum sizi rahatsız etmiyor kitabın akışına kendinizi kaptırıyorsunuz.Ben satranç bilmiyorum pek ilgimi çekmiyor ama satrancın nasıl bir tutku nasıl güzel olduğunu okudum kitapta. Alın okuyun bence ben Stefan Zweig ile tanıştım siz de tanışın.
Puanım 5/5

15 Kasım 2016 Salı

Sahilde Kafka -Haruki Murakami | Kitap Yorumu


Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir “düzenek” gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibi peşindedir… Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Kafka Tamura evden kaçmakla kehanetten kaçtığını rahat olduğunu düşünür.Kısa süreliğine olsa da buna inanır.Ama hiç bir şey umduğu gitmez kendini kehanetin kollarına bırakır. Olayın bir de Nakata kısmı var.Bendeniz Nakata biraz akılsızımdır,kedilerle konuşurum. Yılan balığını çok severim bendeniz Nakata. Evet Nakata aynen böyledir küçüklüğünde başına gelen bir olay sonrası,başarılı bir çocukken içi boş birine dönmüştür ama aslında hiç de boş değildir.İlk başlarda sürekli kedilerle mi konuşacak bu adam diye sıkıldığım oldu. Ama sonra bir açıldı pir açıldı bence kitabın baş karakteri Kafka Tamura değil Bendeniz Nakata ve onun yoldaşı.O yoldaşın da amca! amca! diye seslenmesi çok hoşuma giden yerler.

Sahilde Kafka,yazarın okuduğum ilk kitabı çok farklıydı,çok farklı bir konu ele alınmıştı. Özellikle o kehanetin ne olduğunu öğrenince kanım çekildi.Hayal gücü,olayları birleşmesi filan Davinci'nin Şifresi gibiydi.Kalın bir kitap ama yarısına kadar sabrederseniz sonra olaylar hareketleniyor.İlk yarısı biraz daha durağan normaldi.Biraz sıkıldım ilk yarıda.O kısımlar fazla uzatılmamış olsaydı kitap daha iyi olurdu.Olayları çözdüm ama bu keyfimi kaçırmadı nasıl sonuca ulaşacağını olayları merak ettim.Kalınlığı gözünüzü korkutmazsa sabırlıysanız tavsiye ederim.
Puanım 4/5 

13 Kasım 2016 Pazar

Çocukluğun Soğuk Geceleri- Tezer Özlü | Kitap Yorumu

Tezer Özlü'nün ilk romanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri,kendi yaşamını yaşayamadığı çocukluğunu konu alıyor.Babası müfettiştir ve evde de adeta müfettiş gibi davranmaktadır.
Her çocuk gibi Tezer de bu durumdan hiç hoşlanmamaktadır.Abisinin gibi ayrı bir odasının olmayışı bile onu rahatsız etmektedir.Çevresindeki kızlara şehir hayatına özenmektedir. Onlar gibi olmak isterken kendi benliğini kaybetmeye başlar psikolojisi bozulur. Küçüklüğünde yaşadığı çarpık ilişkiler de buna sebep olmuştur.Hastaneye yatmıştır.Ama orada da elektro şok,hemşirelerin davranışları onu rahatsız etmektedir.Sevdiği adamı bulur ve onun kollarında hatırlar çocukluğun soğuk gecelerini...


Bu kitap sanki kitaplara,dizilere konu olan  küçük bir yerden büyük kente göç sonrası çocukların kentin kötü yaşamına kendilerini kaptırmaları büyük şehir seni yutar haberin olmaz misali dağılmaları gibiydi.Ama tek fark bu gerçek bir hayat öyküsü.



Kitap başlarda iyiydi ama sonra parça parça daldan dala atlar gibi oldu geçişlerde biraz afalladım geçiş olmadığı için.Türk edebiyatının melankolik prensesi deniyor ama ben bunu pek hissedemedim.Başı boşluk mu desem vurdumduymazlık mı desem daha çok hissettim pek duygu hissetmedim yani kitaptan.Daha farklı daha duygu yüklü bekliyordum ama olmadı.Kısacık bir kitap daha uzun olsaydı belki yarım bırakabilirdim.Tezer Özlü'nün kalemi biraz farklı,herkese hitap eden bir yazar değil.Yazarın hem hayatını hem de kalemini merak edenler için ideal başlangıç Çocukluğun Soğuk Geceleri.

Puanım 2/5

11 Kasım 2016 Cuma

Yolun Sonundaki Okyanus - Neil Gaiman | Kitap Yorumu

Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstock’a dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor. Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor…
Yine arka kapak yazısını okumadan ve konusu hakkında hiç bir fikrim olmadan başladığım bir kitap.Kitabı çok sevdim ama keşke dediğim bir kaç şey var.Kitap daha uzun olabilirdi.Hempstock ailesi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterdim.Kimler neden hepsinin soyadı aynı ,nereden geldiler ve okyanus gizemli derinliklerini keşfetmek öğrenmek isterdim.Aslında yazar bu kitabı yazarken hikaye yazmak istemiş ama sonradan gidişat roman olarak kalmış.Belkide ondan uzatmak istemedi ayrıntılara boğmak istemedi bazı şeyler üstü kapalı olarak kaldı.Bizim hayal dünyamıza bıraktı.
Kitap aslında bir çocuk romanı havasında ama okumaya başladığınızda hikayeye kendinizi kaptırıp o dünyada kayboluyorsunuz.Kafanızı yormayacak ,dertleri sıkıntıları bir an unutturacak kitap arıyorsanız bu kitap tam size göre.
Birde kitaptaki baş karakterin ismi yok yani var ama kimse ismiyle seslenmiyor ya da ismini sormuyor ona,zekice esprili bir şey bu çok hoşuma gitti.Kitap bittiğinde karakterin adı neydi ya dedim sonra fark ettim ismi yok :)
Uzun zamandır Neil Gaiman ile tanışmak istiyordum.Yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacak.Diğer kitaplarını da okumak istiyorum.Özellikle Mezarlık Kitabı'nı merak ediyorum.Benim gibi yazarla tanışmak isteyenlere,hafif masal tadında fantastik bir roman okumak isteyenlere tavsiyemdir.

Puanım 4/5
"Romanlarımı alıp yatağa uzandım,kendimi maceraların kollarına bıraktım.Kitap okumak en sevdiğim alışkanlıklarımdandır.Romanlar insanlardan daha güvenilirdir."

4 Kasım 2016 Cuma

Sırça Fanus- Sylvia Plath | Kitap Yorumu



Hani bana en çok kentin içinde mi yoksa dışında mı yaşamak istediğimi sormuştun.
Sen de demiştin ki...
Ben de demiştim ki kentin hem içinde hem dışında yaşamak isterim.
Sen de,gülmüştün ve benim gerçek bir nörotikin yapısına sahip olduğumu söylemiştin.Haklıydın da. Ben gerçekten nörotikim. Ne kentin içinde, ne de dışında yerleşebilirim.
En çok bu alıntıda onu hissettim.Neler düşünebildiğini neler hissedebildiğini.Acaba mı dedim acaba bende mi bir nörotikim.Çünkü bende hem kentin içinde hem de kentten uzakta yaşamak istiyorum.Evet bu öyle bir kitap.Kitabın bir yerinde bir cümlesinde kendinizi hissedebileceğiniz.Dönüp kendinizi sorgulayabileceğiniz.

Sırça Fanus yazarın ilk ve son romanıdır.Bu romanı yayınladıktan kısa bir süre sonra kendi yaşamına son vermiştir.Kurgu olmasına rağmen yarı otobiyografi kitabıdır.Kırılgan,karamsar,depresif,düşünceli bir kitap.Kitaptaki karakter başarılı bir öğrencidir ama bir gün bir derse kabul edilmeyişi ardından bunalıma girer,yazmayı dener yazamaz,uyumak ister uyuyamaz kaçınılmaz son psikiyatri kliniğidir.Benim düşüncem başarısız olunca depresyona girmiyor karakter aslında başından beri kafası garip düşüncelerle gidip geliyor tam olarak bunalıma girmesi başarısız olması ile patlak veriyor.Çünkü kitabın başından itibaren hissedebiliyorsunuz o depresyon havasını.Verilen şok tedavileri en çok rahatsız eden nokta.Okurken yazarın yaşadığı dönemi düşünüyorum o zamanın tedavi yöntemleri daha bir rahatsız edici oluyor.Çok çok depresif bunaltıcı bir kitap değil ama kasvetli bir havası olduğu doğru.Aslında şair olan yazarın birde günlüklerinden mektuplarından olan derleme bir kitap var onu daha çok merak ediyorum.Asıl yaşanmışlık ondandır diye düşünüyorum.
Puanım 3/5

3 Kasım 2016 Perşembe

Ekim Ayında Okuduklarım | İzlediklerim


Selam bir ay daha bitti. Bu ay benim için güzel verimli bir ay oldu performansımdan mutluyum.Bu ay 7 kitap okudum,iki sezon dizi izledim 3 tane de film izledim.

Okuduklarım 

  • Hiçliğin Kıyısında 4/5
  • Kan Sözü 4/5
  • Ruh Bağı 4/5
  • Son Fedakarlık 4/5
  • Muhteşem Gatsby 4/5
  • Düğün 5/5
  • Yakut Kırmızı 5/5
Okuduklarımın hepsinin ayrı ayrı blogda yorumları var.Genel olarak memnunum okuduklarımdan.
Vampir akademisi serisini bu sene okumaya başladım ve sene içinde bitirmek istiyordum son üç kitabı maraton halinde okudum.Son üç kitap gerçekten iyiydi ilk kitaplara göre.Umarım bu kitap okuma verimliliği diğer aylarda da devam eder.

İzlediklerim | Diziler  
  • Arrow 3.sezon  
Arrow ilk başladığı zamandan beri takip ettiğim bir dizi güncel olarak izliyordum genelde ama geçen sene sınavlar filan derken araya kaynadı.Bu ay bitirdim.Diğer sezonlara göre mutluluk ve hüzün bir aradaydı.Sezon başında gösterdikleri bir kare ile sezon boyunca merakla heyecanla izledim.
  • The Originals 3.sezon
Ah bu dizi bayılıyorum her şeyine.Bu dizi The Vampire Diaries'in spin off 'u.Resmen The Originals başlayınca vampir günlüklerinin pabucunu dama attım.Bu dizinin her şeyini seviyorum karakterleri,ingiliz aksanları,köken vampirler arasındaki bağ,kardeşlik bağı çok güzel bee:) Şehir de çok güzel New Orleans.Dizi de ne ararsanız var cadılar,kurt adamlar,vampirler.
4 sezonun başlamasına daha çok var takvimler Ocak ayını gösteriyor.Ve bir söylenti var final olabilir.
Olmasın mümkünse yalan haber olsun.

İzlediklerim | Filmler
  • City of Angels - Melekler Şehri 1998
Geçtiğimiz ay kendime film listesi hazırlıyordum.Sonbahar temalı sonbaharda izlenecek filmlere bakıyordum.Hazır sonbahar da gelmişken o tarz bir şeyler izleyeyim dedim.Karşıma bu film çıktı uzun zamandır da izlemek istiyordum zaten.Film melek ve aşk temalı ben beğendim.Böyle filmleri seviyorsanız tavsiye ederim.



  • When Harry Met Sally - Harry ile Sally Tanışınca 1989

Yine aynı sonbahar temalı filmlerde karşıma çıkan bir film.İlişkiler üzerine bir film.Biraz durağan kadın ve erkek arkadaş olur mu olmaz mı asıl konu bu.Meg Ryan çok hoştu filmde onu çok beğendim.Uyumadan önce telefon sahneleri çok hoşuma gitti.Onun dışında biraz sonu belli bir film biraz sıkılmadım desem yalan olur.Çok merak ediyorsanız izleyin derim.


  • The Great Gatsby - Muhteşem Gatsby 2013
Kitabını okuyunca filmini de bekletmeden izlemek istedim.Senaryoya nasıl uyarlandığını merak ediyordum.Çekimler,müzikler,senaryo güzel uyarlanmış.Kitapta sevmediğim bir iki gereksiz yer film de de vardı onun dışında gayet iyi bir filmdi.Filmdeki parti sahneleri ve Gatsby ile tanışma en sevdiğim kısımlar oldu.


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.