28 Şubat 2017 Salı

Oğullar ve Rencide Ruhlar - Alper Canıgüz

 
Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşıyordum.

Bu kitabı sevdim mi sevmedim mi çok kararsızım.Kitap başta çok güzeldi özellikle arka kapak yazısını okuyunca güzel eğlenceli bir kitap okuyacağımı düşünüyordum annem de öyle düşünüyordu okuyup bitirdiğimizde ki tepkimiz çatlak bir çocuğun maceraları dedik.Kitap bir yerden sonra gitmedi şahsen sonunu merak ettiğim için devam ettim nereye bağlanacak diye.

Mizah severim ama bir süre sonra çocuğun davranışlarına sinir olmaya başladım.Bu kitabın yorumları da çok iyi neredeyse hepsi olumlu ama ben pek beğenmedim benden kaynaklı da olabilir bu durum.Benim yorumuma göre karar vermeyin bir şans verin bence yazara ki ben diğer kitaplarını merak ediyorum.Yazarın okutan bir kalemi var akıcı da.Açılışı pek güzel yapamadım ama umarım diğer kitaplarını daha çok beğenirim.
Puanım 3/5

25 Şubat 2017 Cumartesi

Beni Hatırladın mı? - Sophie Kinsella


Bir sabah uyansanız ve hayatınız kusursuz olsa?
Lexi, berbat bir trafik kazasının ardından hastanede gözlerini açıyor. Ona göre sene 2004. Kendisi yirmi beş yaşında ve çarpık dişli biri. Felaket bir aşk hayatına sahip. Ancak, her ne kadar inanamasa da, öğreniyor ki, sene aslında 2007 -Lexi artık yirmi sekiz yaşında, dişleri inci gibi ve çalıştığı departmanın da patronu olmuş; üstelik de evli! Hem de yakışıklı mı yakışıklı bir milyonerle! Rüyalarındaki hayata aniden nasıl iniş yapıverdi böyle acaba? 
Romantik komedi tadında bir kitap ile geldim.Sophie benim uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı.İlk başta Alışverişkolik serisini merak ediyordum ama elime ilk bu geldi.Birde bu kitabı diğerlerine göre daha az seviliyor biraz da ondan ilk bunu okumak istedim.Şimdi ise bütün kitaplarını okumak istiyorum.

Başta da dediğim gibi romantik komedi kitabı.Akıcı,komik merak uyandırıcı acaba sonu nasıl olucak nereye bağlanacak diye.Fantastik ya da distopyaları bir an önce bitirmek isterim okuma günü uzarsa sürünür gibi gelir.Ama bu kitapta öyle olmadı izlediğim diziye kaldığım yerden devam etmek gibi bir şeydi.

Kitaptaki Lexi karakteri ile sizde affallıyorsunuz noldu nasıl oldu her şey,acaba bu bir rüya mı diye.Sonra yine Lexi ile muhteşem görünen rüyanın gerçek olduğunu öğreniyoruz ama gerçekten göründüğü gibi muhteşem mi her şey.
Kapağı da çok çirkin keşke bu kapak olsaydı.

Evet bana da her şey başta o kadar güzel geldi ama okudukça yok ya bir hata olmalı hiç güzel mutlu değil ki demeye başladım.Hele ki kocası bir süre sonra onu dövmek istedim nesin sen okul müdürmü ? "Onun yeri orası mı hayatım ?" ,"Ayakkabılarını yerine koymamışsın " benim evim lan burası sana mı sorucam :D Lexi'yi bilmem ama ben onun başına iykin böyle bir şey gelmiş diyorum hayatın resmen ikinci şansı gibi bir şeydi.Spoiler vermeden konuşmaya çalışınca böyle oluyor neyi nasıl kıvırsam diye kıvranıyorum :) Kitapta öyle güzel alıntılar var dı ki yazmak istemiyorum okurken sizde benim gibi gülün eğlenin ilk keşfeden olun hatta ben sırf bu yüzden alıntıları pek okumam.

Her şeyden sıkıldınız mı okuduğunuz kitaplar tat vermiyor mu biraz daha eğlenceli film tadında şeyler mi istiyorsunuz bu yazar tam size göre.Ben şahsen bayıldım ya böyle daha çok yazar keşfetmek istiyorum.Ha bir de kitapta cinsellik yok denecek kadar az,bir çok genç yetişkin kitabını bu yüzden okumak istemiyorum hem bazen annemle beraber okuyoruz, hem de bana fazla geliyor.Bana hep tarihi aşklara uygun gibi geliyor orada okumuştum ilk ki oda normaldi yine,diğer kitaplarda olduğunu bilmiyordum bazılarında ise sürekli ve ayrntılı,tamam aşkınızı yaşayın ama ayrıntıya girmeyin anlatma diyesim geliyor :)Bunda da var ama üstün körü ya da zaman zaman laf arasında o olayı çok sevdim.Bir çok genç yetişkin kitabını bu yüzden okumak istemiyorum hem bazen annemle beraber okuyoruz, hem de bana fazla geliyor ne biliyim.Umarım diğer kitaplarını da çok severim ^^
Puanım 5/5

22 Şubat 2017 Çarşamba

Haftanın Filmler #7


Bu ay sanırım daha az film izliyorum az dediğimde on on beş filandır.Haftanın bir kaç gününü dizilere ayırınca öyle oldu.Yine tabi ki imdb listesini eritmeye devam bu hafta da çok kaliteli filmler izledim.

  • Can Dostum 1997
Sorunlu ama zeki bir genç ile sabırlı bir psikologun dostluğunu konu alan bir film.Eski zaman filmi olduğundan mıdır nedir film çok samimi doğal bir film.Rahmetli Robin Williams ile Matt Damon çok farklı bir ikili olmuş.Daha çok Robin Williams filmi izlemeye karar verdim bu filmden sonra sanırım hiç izlememişim denebilir.Aslında bu filmi yanlış zamanda izlemişim tam sonbahar filmi afişinden de belli zaten.Filmi gerçekten beğendim eski film olması buna etken ama güzel bir filmdi.
  • Gizli Dünya 2015 
Kutu şeklinde bir odaya tutsak edildiğinizi düşünün.Sadece bir penceresi var.Ve siz bu kutu da çocuğunuzu büyütmek zorundasınız.İnsanın içi ürperiyor filmin konusuyla.Filmin ilk yarısı gerçekten çarpıcı derecede güzeldi ama ikinci yarısı daha çok psikolojik ve daha yavaş ilerledi.Yavaş ilerlemesi sorun değil ama daha derin psikoloji olabilirdi.Ben bu filmi nedense Hugh Jackman'in oynadığı Tutsak filmi ile kıyasladım o bana daha çarpıcı geldi.O filmde daha çok psikolojim alt üst olmuştu.Bu filminde sonu güzeldi beğendim.
  • Onur Savaşı 2012
Çevresi tarafından sevilen,saygı duyulan bir insanın hayatı bir anlık iftirayla nasıl alt üst olur psikolojisi nasıl olur işte bu film bize bunu gösteriyor.Senaryo çok rahatsız edici ama bir o kadar da gerçekçi.Oyunculuk desen o da çok iyiydi.İnsanın kendi içinde verdiği savaş,çevresindekilere kendini anlatmaya çalışması aslında doğru bir şey yaparken bir anda cehennemi yaşaması ve çarpıcı son.Ağır ilerleyen bir film içinde aksiyon yok tam anlamıyla dram filmi.Film öyle ki iki tarafa da kendinizi koyuyorsunuz kendiniz de işin içinden çıkamıyorsunuz.Her iki taraf için acaba benim başıma gelse ben ne yapardım sorusu insanın beynini kemiriyor.Bilmiyorum öyle bir filmdi işte,çok da iyiydi.

19 Şubat 2017 Pazar

Aklımda Deli Sorular / Mim Yazısı

Hazır vaktim varken ve aklımdayken mimi yapıyım dedim sonra unutmamak adına.Son zamanlarda unutkanlıkla başım dertte olunca.Beni aklımda deli sorular mimine sevgili İlkay ile Sümeyye etikeletmiş,ikisine ayrı ayrı teşekkür ediyorum *.* Onların yazılarına da ulaşmak isterseniz isimlerinin üstenebir tık tık yeter.

1)Almaktan vazgeçemediğin bir şey var mı?


Benim almaktan vazgeçemediğim ,görünce dayanamayıp ama bende böylesi yok almalıyım diye düşündüğüm şey kupalar.Resimdeki gördüğünüz mutfaktaki kupa dolabım :) Bende biraz istifçilik var ama en çok biriktirdiğim şey kupa.Arada desenli cam bardaklar da yok değil süt bardakları özellikle :D

2)Büyük, kocaman bir acı hissettin mi?

Çok şükür öyle büyük bir acım olmadı.Ama geçenlerde kafamı kalorifere vurdum çok acımıştı hala da acır :)

3)Altın günlerine dair korkunç bir anın var mı?

Annemin altın günü yok olmadı da şimdiye kadar ama normal bir gününde hatta yakın zamanda başıma gelen şeyi anlatıyım.Misafirlikteyiz masada yemek yiyoruz işte ben tam sandalyeye oturacağım pat kendimi yerde buldum.Sandalye kırıldı :D Eskinin portatif açılıp kapanılan sandalye eskidi mi vidası mı çıktı ne oldu kırılıverdi.Hatta ondan öncede dedemlerde de aynı şey başıma gelmişti yerçekimine bayılıyorum karşı gelmem imkansız :D 

4)Özel bir yeteneğin olsa ne olmasını isterdin?

Hmm... Özel bir yeteneğim olsaydı bilgisayar sevdamı daha üst boyutlara taşıyarak hacker olmak isterdim.Arrow 'daki Felicty gibi.Bilgisayarlardan anlıyorum ama internet daha riskli bir şey yedek bir bilgisayarım daha olsa denerim sanırım elimdekini kaybetmemek adına uzak duruyorum.Sanırım Arrow'u izlemem ve  Felicty karakterini ayrı bir sevmem bunda etken.

5)"Etraf ne der" diye düşünmeden hareket edebilir misin?

Etraf önce kendine baksın.

6)Hangi mevsimi seversin?

Kışın kazak,bere giymeyi karda yürüyüş yapmayı,camdan karı seyretmeyi severim, ilkbarın ilk ışıklarını,ağaçların tomurcuklanmasını mayıs papatyasını severim ,yazın denizi seyretmeyi,sahilde yürümeyi,balkonda çiçeklerle beraber beş çayını,salıncakta uyumayı severim, sonbaharda yaprakların turunculuğunu,rüzgarda çıkardıkları hışırtıları,eylül yağmularını severim kısacası ben dört mevsimi seviyorum hepsini ayrı ayrı.

7)Blog yazmak sana ne kattı?

Öncelikle bir kaç senedir isteyip de sürekli yapmaktan kaçındığım şeyin ilk adımı oldu blog açmak.Benim çevremde annemden başka kitap okuyan yok.Blog sayesinde bir çok kitap dostları tanıdım kitaplar hakkında yorum karşılıklı yorum yapabileceğimiz.Oldum olası blogları sevmişimdir zaten artık benim de bir blogum var :)

8)En sevdiğin dizi, film, animasyon ve kitap hangileri?

Sanırım bu sorunun cevabını çoğul olarak vereceğim
En sevdiğim dizi bitenlerden söylersem Breaking Bad, House M.D.,Battlestar Galactica,Fringe,Prison Break büyük bir keyif alarak izlediğim diziler.

Şuan için devam eden diziler olarak da Game Of Thrones,Pretty Little Liars bu sene final yapacak ne yazık ki,The Big Bang Theory çok şahane bir dizi ya biriktirip izliyorum ama dayanamayacağım sanırım artık 5.sezondan kaldığım yerden devam edeceğim.The Originals'da son zamanlarda favori dizilerim arasında ingiliz aksanlı köken vampirler daha ne olsun :)

En sevdiğim film tabi ki de Leon.İki üç seneye bir açar izlerim her sahnesini bilmeme rağmen ilk seferki gibi hissederim.Evet en sevdiğim film bu ama bir kaç tane daha sıralasam bir şey olmaz sanırım :) Pardon türk komedisi,bayılıyorum bu filme Rasim Öztekin,Ferhan Şensoy on numara ya kaç kere izledim hatırlamıyorum.İnception var bir kaç kere izledim yine olsa izlerim.Bir Rüya İçin Ağıt off bu film var ya şarkısı olsun yönetmenin çekimi olsun aklıma kazınmış bir film.Ve tabiki son olarak The Lord Of The Rings serisi bir gün kitabını da okurum inşallah.

En sevdiğim animasyon sanırım kendimle de özleştirdiğim Garfield :D

En sevdiğim kitapları geçeceğim her sene değişiyor ne yazık ki.

9)Düşlediğin hayatı yaşayabildin mi?

Hayır hatta tam tersi yönündeyim, hayallerime artı sonsuzluk dersem bende eski sonsuzluktayım.

10)Gece yarısı uyanıp sevdiğiniz birinin nefesini dinlediniz mi?

Sanırım ben bunu yaptım ya küçükken,tam net hatırlamıyorum nasıl olduğunu ama yaptığımı hatırlıyorum.

Ne kadar çok soru varmış..Sanırım bir çok kişi yaptı kimi etiketlesem Kağıt Salıncak seni seçtim pikaçu yaparsan seni etiketliyorum :)


17 Şubat 2017 Cuma

J.K.Rowling'den Efsane Cevaplar

Nasıl nereden denk geldim bilmiyorum ama böyle bir haberle karşılaştım,yapılan şeyler kötü ama bu durum karşısında J.K.Rowling'in cevapları çok iyi.Kapak misali bende sizlerle paylaşmak istedim.


Donald Trump,başkan seçildi seçilmesine ama gerek ülkesinde çıkan olaylar gerek müslümanlara gösterdiği düşünce ve tutum,gerek kendisine bir çok benzeyen kişinin çıkması sosyal medyada gündemde olan konular.Olay şu ki Trump'un müslümanlara karşı düşünce ve tutumları biraz katı.Rowling de bu ayrımcılıktan bizim kadar rahatsız ve başından beri eleştiriyordu.Yine Trump'un müslümanlara karşı aldığı vize yasağını sert bir dille eleştirmesi sonucu Trump yanlıları J.K.Rowling'i adeta topa tuttular.Tabi ki sosyal medyadan bir tek bizlerde var bu durum diyordum meğer onlarda da varmış.Hatta bunla kalmayarak Harry Potter kitaplarını ve dvdlerini yaktılar.Birde bunu marifetmiş gibi Rowling'in twitter hesabına duyurdular.Ama bizim Rowling dururmu yapıştırmış cevapları iyi de etmiş.

İsmi gizlenmiş bir okur: 17 yıldır hayranın olmama rağmen az önce tüm Harry Potter kitaplarımı yaktım. Felsefe Taşı okuduğum İLK kitaplardan biriydi. Bu şekilde olması gerektiği için üzgünüm… Beni utandırdın ve tiksindirdin. Yazdıklarını bir daha asla okumayacağım.

J.K. Rowling: Sanırım dedikleri şey doğru: Bir kızı otokratların yükselişleri ve düşüşleriyle ilgili kitaplara yönlendirebilirsin, ama düşünmesini sağlayamazsın.

İsmi gizlenmiş bir okur: Yahoo’da bu makaleye denk geldiğim için memnunum. Şimdi hem kitaplarını hem de DVD’lerini yakacağım.

J.K. Rowling: Eh, DVD dumanı zehirli olabilir. Ayrıca paran hâlâ bende. O yüzden hiç durma, hatta benim çakmağımı ödünç alabilirsin.

Tabi bu mesajlar dışında destek veren çok fazla kişi var.Bunlar sinek küçüktür ama mide bulandırır hesabı.Rowling de en son destekçilerine hemde küçük sineklere mesaj yollar.
Bana sevgi dolu mesajlar gönderen herkese teşekkür ederim. Sayıları kötü olanlardan çok çok daha fazla. Şimdi gidip yeni çıra üretmeye kaldığım yerden devam ediyorum…Aslına bakarsanız gelecekte kitaplarımı çifter çifter satmayı düşünüyoruz. Büyüyü seven ama ahlakî mesajlardan hoşlanmayanlar için “birini oku, birini yak” kampanyası. 
Bu lafı çok hoşuma gitti yeni çıra üretmeye kaldığım yerden devam :) Yazık gerçekten çok yazık kitap yakmak nedir? Kaçıncı yüzyıldayız kitap okumak isteyip de alacak parası olmayan çok insan var ya ver birine ya da garaj pazarında sat hiç değilse cebin dolar böylece protesto etmişliğinle kalıyorsun.

15 Şubat 2017 Çarşamba

Kan ve Yıldız Işığı Günleri - Laini Taylor


Keşke buraya seriyi bitirdim çok mutluyum yazabilseydim ama öyle olmadı.Üçüncü kitabı okumamaya karar verdim.Kapağını adını en çok sevdiğim o olmasına rağmen.Bu durumdan kitaplar mı sorunlu tabi ki hayır.Klişe olucak ama sorun onlarda değil bende.Tamam melek sevmiyormuşum filan dedim ama kitaba yaratılan dünyaya da ısınamadım.Olmadı ilişkimiz yürümedi.Kitabın kurgusu yaratıklar olaylar filan çok güzel ama işte ben keyif almadım okurken.

Bu olayla da ders almış oldum.Artık seri şeklinde almayacağım kitapları.Çok çok emin olup seveceğimi düşündüklerim ayrı ama emin olamadıklarımı herkes okudu ok beğendi popüler kitaplar haydi sepete yapmamayı düşünüyorum.Uyumsuz serisinde de öyle oldu ikinci kitaptan sonra yok olmadı okuyamadım.Eskiden olsa iki seriyi de bitirmek için kendimi zorlar ayda bir kitap okuyacak moda kadar düşer sonra şu reading slump olurdum.Artık çok şükür öyle bir şeyim yok atlattım.
Okunacak bir sürü kitap ve ben okumayı mecbur olduğum için değil keyif aldığım için yapıyorum değil mi neden kendime eziyet ediyim ki.Sonra eserse tekrar okumayı denerim.Yoksa da ukitap olur sahaf olur bir şekilde takas yaparım.

Kitap yorumuydu değil mi bu ben kendimi kaptırdım neyse kitaba dönelim.İkinci kitap ilk kitaba göre sanki daha hareketliydi.Dışlanmalar sonra birlik olmalar filan güzeldi yani.Bir süre sonra aynı şeyler tekrarlanıyor gibi gelse de iyiydi.Bu türü,melekleri sevenler farklı bir şeyler denemek isteyenler için güzel bir tercih bu seri.Oluşturulan dünya ,yaratıklar filan farklı.Yazar da pembe saçlıymış bu arada karakteri de mavi saçlı ikisi de ayrı bir hoş.Cart pembe hali değilde böyle biraz solmuş akmış hali o kadar güzel ki iyi cesaret :)

Puanım 3/5

11 Şubat 2017 Cumartesi

Rüzgarın Adı / Kral Katili Güncesi 1. Gün - Patrick Rothfuss


Tehlu aşkına ne güzel bir kitaptın sen öyle.Nereden nasıl başlasam bilemiyorum.Dün gece bitirdim kitabı taze taze yazmak istedim.Kitabın başlarında biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim hem kimin ne olduğunu hemde olayın içine giremediğimden o da ilk 100 sayfa filandır.Sonra resmen kendimi konunun içinde buldum hanlar Yoltaşı,kulağımda hep lavtanın sesi vardı.En sevdiğim kısımlar üniversite kısımları ve sonrası.Simon ve Will bu üçlünün dostluğu çok hoşuma gitti.

Birde sempati olayı yok mu neden adı empati değil de sempati :) Empati olsaymış daha güzel olurmuş böyle farklı bir isim kullanması yazarın çok hoş bir ayrıntı bence diğer kitaplardan sıyrılıyor.
Kitapta çok bir olay olmuyor aslında sonlara doğru hariç ama yazarın kalemi olsun,kitabın akıcılığı olsun kendine çekiyor.Zaman zaman kalın kitap okurken araya başka kitap alırım ki sıkılmayım filan diye.Ama bu durumu bu kitapta yapamadım hep sonra nolcak Kvothe ne diyecek nasıl tepki vericek diye düşünmeden edemedim.

Bu kitabı The Godfather filmine benzetiyorum.O film de de öyle aksiyon olay yok ama çok şahane bir film.İkisi de şiir gibi akıp gidiyorlar uzunmuş kalınmış diye insan düşünmüyor kendini kaptırıyor.

Konunun eski çağlarda geçmesi kitabı daha çok sevmemdeki en büyük etken.Günümüze yakın bir zamanda olsaydı böyle güzel olmazdı bence.Birde Trebon'da köylülerden biriyle konuşması beni benden aldı.Trakya Egeli karışımı şiveleri vardı sizce de öyle değil mi bizden birilerini okur gibi hissettim:)
Bazı kitaplar vardır bestsellerdir herkes o kitabı okur konuşur ama biz okuyunca hayal kırıklığına uğrarız biraz,ne yalan söyleyeyim kitabın başında biraz sıkılınca öyle olucağını düşündüm ama sonra yanıldığımı anladım ve bu beni çok mutlu etti.Kardeşimin sürekli abla bu kitabı okusana çok güzel gözüküyor demesi beni okumaya teşvik etti.Yoksa sanırım biraz kalınlığından dolayı biraz daha beklerdi kitaplığımda.Şimdi de ikinci kitabını alıyım da oku modunda :) Kendisi de çok zor kitap okuyan biri onu bile konusu dış görünümü cezbediyor.

Birde söylemek istediğim bir şey var Kvothe diyor ki ben hikayemi üç günde anlatırım.O yüzden birinci gün,ikinci gün diye ayrılıyor yazar şuan üçüncü gün neler anlattığını yazıyor umarım daha da kalınlaştırmaz kitapları gidererek kalınlaşıyor çünkü seri :)

Epik fantastik türünde okuduğum tek kitap Taht Oyunları onu beğendiğimden bu kitabı da beğeneceğimi düşünüyordum ki öyle oldu.Eğer ki sizde o kitabı okuyup beğendiyseniz bu kitabı da beğenirseniz ama tarzınız değilse boşverin bence kalın bir kitap sonuçta her bestselleri okumak zorunda değiliz.Sevdiğimiz tür en keyifli okumadır.
Puanım 5/5

8 Şubat 2017 Çarşamba

Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor

Şubat'ın ilk haftası bitti ama ben daha bir kitap bitirebildim.Dünde Rüzgarın Adı'na başladım ne zaman bitiririm kim bilir.Hızlı hızlı okuyanlara hayranım keşke bende biraz hızlanabilsem ne güzel olur.Acelem yok ama olsun yeni yeni kitaplar okurum.

Konuyu dağıtmadan kitaba geleyim ben.Neredeyse bir çoğunuz okudu konusuna aşinadır.Melek teması üzerine bir kitap olur kendisi.Ben melek sevmiyormuşum bunu anladım.Ve özellikle erkek melek.Yakıştıramıyorum niyeyse.Akiva'nın melek olmadığını düşünmeye çalışarak okudum.Ama kitap çok iyiydi kurgusu filan.İlk iki yüz sayfa çok güzel ilerledi merak dolu sonra bir yavaşladı ağırdan almaya başladı.Özellikle Akiva ortaya çıktıktan sonra.Hemen aralarında etkileşim oldu saçma salak sinir oldum.Akiva çok yapışık ezik bir karakter gibi bilmiyorum öyle hissettim.Karou ayakları daha çok yere basan bir karakter.Meğer bunların hemen etkilenmesinin bir nedeni varmış sonradan öğrenmiş oldum.Birde kitapta ilk başlarda iblisler ve onların dünyası hakkında hemen bilgi sahibi oluyoruz.Ara ara serpiştirilseydi daha güzel olabilirdi.Öyle daha çok seviyorum merak edecek daha çok şey oluyor öylelikle.

Bu ay içinde okuyabilirsem serinin ikinci kitabını okumak istiyorum.Seri sonuna kadar daha sıkıcı kötü olduğunu okumuştum.Beklentilerimi düşürerek okuyacağım.Bir an önce seriyi bitirip kitaplığa kaldırmak istiyorum hem devamını merak ettiğim için hem de vampirleri özledim ben,melek okumak yok bana pek hitap etmiyormuş.
Puanım 4/5

3 Şubat 2017 Cuma

Ocak Ayında Okuduklarım / İzlediklerim 2017


Yeni yılın ilk ay bitti.Ocak ayı çok yavaş geçmedi mi sizce de? Benim için baya ağır geçen bir aydı. Şikayet etmiyorum bu durumdan aksine çok memnunum.Dolu doluydu.Bu ay toplam 8 kitap okudum.Güzel yeterli bir sayı bana göre.

Okuduklarım 
  • Mavi Trenin Esrarı 
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu 
  • Ateşböceği Yolu
  • Marslı
  • Otranto Şatosu
  • Kızıl Yükseliş
  • Sözde Kızlar
  • Ateşle Oynayan Kız
Okuduklarımdan genel olarak memnunum güzel kitaplar okudum bu ay.Bu ayın favorileri benim için Marslı ve Ateşle Oynayan Kız oldu.

Boş vaktim fazla ve televizyon izlemediğim için kitap okumadığım zamanlarda film izlemeyi tercih ediyorum.Daha doğrusu günde bir film izliyorum denebilir.3 gün fire vererek bu ay 28 film izledim.
İzlediğim bazı filmleri aralarından seçip haftanın filmleri altında yazıyorum.Liste uzun olunca görgüsüzlük gibi yazmayım bu sefer dedim ama sonra sanal günlüğüm olunca yazmadan edemiyorum.

İzlediklerim                                                                                                
  • The Godfather 1972                                          
  • 12 Maymun 1995
  • Casablanca 1942
  • Taksi Şoförü 1976
  • Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana 1998
  • La La Land 2016 
  • Sıkıysa Yakala 2002
  • Genç Siyah İnci 2003
  • Rezervuar Köpekleri 1992
  • Yıldız Savaşları 5 : İmparator 1980
  • American History X 1998
  • Marslı 2015
  • Görevimiz Tehlike2 2000
  • Köstebek 2006
  • Kara Şövalye 2008
  • Forrest Gump 1994
  • Sucide Squad:Gerçek Kötüler 2016
  • İyi Adamlar 2016
  • X-Men:Son Direniş 2006
  • Ucuz Roman 1994
  • Kuzuların Sessizliği 1991
  • Guguk Kuşu 1975
  • Mekanik 2011
  • Sıkı Dostlar 1990
  • Kartal Eddie 2016
  • Siyahın Elli Tonu 2016
Üstü çizili olanlar karantina altında olanlar.Koyu renkliler bu ayın favorileri.Baba filmini uzun zamandır izlemeye çekiniyordum meğer ne büyük hata yapmışım.Film öyle bir yer etti ki aklımda hatta dün ikinci filmini izledim ama ilki daha güzeldi bence.
 

La La Land ise başroldeki oyuncuları gördükten sonra izlemek için sabırsızlandığım bir filmdi.Bu ikiliyi daha önce Çılgın,Aptal Aşk filminde izleyip bayılmıştım.Bu filmde de öyle oldu.Ryan Gosling'i bu rollere çok yakıştırıyorum.Müzikleri de Ryan'ın söylediği City of Star favorim sık sık dinliyorum.Birde son kısımda daha bir güzel anlamlı olan  Epilogue şarkısı slow kısımları çok hoşuma gidiyor.

Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana bazen filmlerin konusunu okumadan izlemeye başlarım.Spoiler ya da konu gidişatını öğrenmemek için.Bu filmi suç,ağır mafya filan sanıyordum.Ama çok daha farklı çıktı film.Snatch filmini izlemiş beğenmiş olanlar mutlaka bu filmi de izlesinler.

Benim Ocak ayım böyleydi umarım Şubat'ta en kötü aynı verimlilikte geçer.Huzurlu,bol okumalı bir ay dilerim.

2 Şubat 2017 Perşembe

Ateşle Oynayan Kız - Stieg Larsson


“Eğer hâlâ Ejderha Dövmeli Kız’ı okumadıysanız, bu övgüyü okumayı bırakın ve bir tane alıp okumaya başlayın…Eğer Ejderha Dövmeli Kız’ı okumayı bitirdiyseniz, o zaman hiçbir şey ikincisini almaktan sizi alıkoyamaz.” -ERICA MARCUS
Ayın son kitabı dün son günde bitti.Ejderha Dövmeli Kız bitince.Serinin ikinci kitabına hem bir an önce başlamak hem de başlamamak istemiyordum.Kalınlığından sıkılırsam da kitaba yazık edersem diye düşünüyorum.Ki biraz öyle de oldu ama bence benden kaynaklı değil.Araya zaman girdi bir ya da iki ay sıkılmazdım ama yazar bu kitap da konuya daha bir geç girdi.İlk 200 sayfa gerçekten durağandı.Evet merak ediyorsunuz ama kitap hep böyle mi devam edecek düşüncesi kafanızda oluyor.

Kitabı bir ara yarım bıraktım sanırım 200 küsürlerde dedim sonra devam edeceğim yoksa kendimi daha da zorunlu hissedip sıkılacaktım.Araya başka kitap aldım okudum bitirdim.Dedim hadi biraz daha okuyayım bu kitabı aklımda çünkü.On sayfa evet son sayfa daha sabretseymişim asıl konu başlıyormuş.O kısmı dört beş günde filan anca okudum ama kalanları üç günde bitirdim.Bir açıldı pir açıldı kitap.Durum hikayesinden olay hikayesine dönünce okuma hızım da normale döndü.

Bu kitapta Lisbeth Salander'in gizemli geçmişini,hayat hikayesini öğreniyoruz.Bu karakteri çok beğeniyorum özellik bilgisayar ile yaptıklarına hayranım hep hayalimdir öyle biri olmak.Karakterin sevdiğim diğer bir özelliği güzel değil yani güzelliği ama fiziki özellikleri boyu,kilosu,göğüsleri filan mükemmel bir karakter değil daha gerçekçi hayattan biri gibi.Narin değil tersine agresif,hiddet dolu.Kitaptaki çarpık ilişkilerini onaylamasam da akılda yer edici bir karakter.Hippi ama boyundan büyük işler başaran bir hippi.

Polisiye severlerin okuması gereken bir seri olduğunu düşünüyorum.Başlarında sabrederseniz güzel bir kitap okumuş olursunuz.Popüler bir seri ama havadan popüler değil hak eden bir değeri var.

Puan 4/5